Aslı Aydıntaşbaş: Erdoğan'ın kampanyasının sloganı, neden 'Yeni Türkiye' değil 'Yeni Türkiye Yolunda' oldu?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Başbakan’ın konuşması, neredeyse her Salı Meclis’te de aktardığı bilgilerden derlenen 2,5 saate yayılmış bir “Ulusa Sesleniş” metniydi. Yollar, köprüler, uçak, sağlık, eskiden SSK hastanelerinde ilaç bulunamaması, bedava ders kitapları vs. derken, Başbakan’ı bir noktada Haliç’den çıkarılan çamurun Alibeyköy’deki taş ocaklarına nasıl aktarıldığını anlatırken yakaladım. Vizyon belgesinden umduğum felsefi çıkış yoktu.

Onun yerine Başbakan, bir kez daha cumhurbaşkanlığının ‘icranın başı’ olduğunu söyledi ve 12 yıllık iktidarını anlattı. Peki ‘değişim’? ‘Değişim’ siyasette her zaman prim yapan bir kavram. Örneğin HDP adayı Selahattin Demirtaş, kendini ‘Değişimin adayı’ olarak lanse etti. Ancak bu tema, Erdoğan açısından ciddi bir açmaz çünkü 12 yıldır iktidarda. Kampanyasını ‘değişim’ kavramı üzerine inşa etse, 12 yıldır iktidarda değilmiş gibi davranmak durumunda. Aksini yapsa, partisinin ‘dönüştürücü olma’ iddiasını hiçe saymış olacak.

Başbakan bu açmazı, son 12 yıla değil daha gerilere, “Eski Türkiye” dediği geçmişe odaklanarak aşmaya çalıştı. Darbeler, işkenceler, vesayet, Dersim, Kürt kimliğinin reddi gibi konuları “devletin 1940’lardan itibaren değişime direnmesi” olarak tanımladı. Bir noktada 1914’de Avusturya Arşidükü Ferdinand’ın suikastına bile değindi! Ama konuşmanın özü, kendi Çankaya adaylığının “toplumdaki değişim arzusunun” son noktası olduğuydu. Bu yüzden de kampanya sloganı, “Yeni Türkiye” değil ”Yeni Türkiye Yolunda.”

Aslı Aydıntaşbaş’ın yazısı