Erdoğan, başbakanlığını devletin en tepesine, “sorumsuzluk” zırhını da kuşanarak taşımak istiyor. İstediği, başkanlık sisteminin bile çok ötesinde. Hem parlamenter sistemin başbakanının yasamaya dair yetkilerini alacak hem de bu kadar yetkiyi “sorumsuz” cumhurbaşkanı sıfatıyla kullanacak.
Erdoğan tek başına devlet olmak istiyor, kampanyaya sadece cumhurbaşkanlığı hedefini değil, güç ve iktidar namına ne varsa her şeyi boca ediyor. Kaçınılmaz olarak bu seçimi “ya hep, ya hiç” kulvarına sokuyor.
İhsanoğlu ise anayasada madde madde yazıldığı biçimiyle cumhurbaşkanlığına talip oluyor. Aradaki açı çok büyük. İki aday derin bir boşluğun iki tarafında karşı karşıya gelmiş oluyorlar. Kişilikleri, siyasî beklentileri aşan esaslı bir seçimle karşı karşıyayız.
Mutlak yetkileri olan bir kral mı yoksa haddini hududunu bilen cumhurbaşkanı mı seçeceksiniz?