
ECE KARAAĞAÇ
ece.karaagac89@gmail.com
@ecekaraagac_
Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla mütemadiyen görmek ve görülmek istiyor, kendimizin iyileştirilmiş bir versiyonuyla sosyal mecralarda var olmaya çalışıyoruz. Kimi zaman filtrelerin arkasına gizleniyor, kimi zaman Photoshop’un ayarını kaçırıp kapı pencere ‘yamultuyoruz’. Çünkü doğal halimizin sosyal medya standartları için yeterli gelmediğini sanıyoruz.
Sağlıklı yaşam hesapları: ‘Influencer ekonomisi’nin bir parçası
Fakat sosyal medya sadece ince belini daha da incelten, bacaklarını ‘bi tık’ uzatan ve ideal bir vücudun temsili gibi boy gösteren kadınlarla dolu değil elbette. Kilo verme ve fit yaşam etrafında şekillenen Instagram hesapları bunun güzel bir örneği.

Bedenleriyle ilgili sorunlar yaşayan (çoğu kadın) kimi kullanıcılar açtıkları hesaplar üzerinden kilo verme süreçlerinin aşamalarını takipçileriyle paylaşıyorlar. Bu hesaplarla yedikleri yemeklerden yaptıkları spora, hatta kimi zaman kişisel hayatlarına dair ayrıntılara kadar pek çok şeyi paylaşmakla kalmıyor, bir topluluğun parçası haline de geliyorlar. Böylece ‘influencer ekonomisi’ denen yeni olgunun da bir parçası haline geliyor.
Bu Instagram hesapları bir rol modelin de ötesinde bir kanaat önderi yahut bilirkişi haline geliyor, takipçileri sorularını bir doktordan ya da diyetisyene sormaktansa onlara yöneltmeyi daha pratik bulabiliyor. Önerilerin bekleneni vermemesi, sorulara istenilen yanıtın alınmaması acımasız ve hakaretamiz yorumları da beraberinde getirebiliyor.
Bu hesapların kimilerinin gerçekte kullanmadıkları gıda takviyesi, çay gibi ‘zayıflama ürünlerini’ de kendileri kullanmış ve bu sayede kilo vermiş gibi sunarak gelir elde etmesi ise konunun bir başka ve daha ‘karanlık’ bir boyutu.
Diyet önerileri de var özel hayat da: ‘Takip edildikçe daha motive oldum’
Bu doğrultuda görüştüğüm @birkotbirtisort hesabının sahibi Ceren ve @kiloaldimgelemem hesabının sahibi Merve ise hesaplarını daha ‘ilkeli’ bir biçimde kullanmaya çalışan kullanıcılar.
Ceren’in 7 bin 540, Merve’nin ise yaklaşık 45 bin takipçisi var. Ceren hesabını tümüyle sağlıklı beslenme üzerine kurmuş ve özel hayatına ilişkin sınırlı sayıda bilgiyi takipçileriyle paylaşıyor. Paylaşımlarında yüzünün tamamını göstermiyor ve paylaşımları genellikle öğünleri, spor rutini, okuduğu kitaplar ve motivasyon gibi konularda.

Ceren hesabını açtığından bu yana yaklaşık 13 kilo vermiş ve şimdilerde sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmeye odaklanıyor. Merve’nin hesabı ise özel hayatına dair daha çok veri içeriyor. Öğünlerinin yanı sıra kıyafetlerini, gezilerini ve sosyal hayatına dair detayları da takipçileriyle paylaşan Merve hesabını açtığından bu yana 42 kilo vermiş. Ayrıca zaman zaman takipçileriyle bir araya geliyor ve yaptığı canlı yayınlarla sık sık takipçileriyle sohbet ediyor.
Ceren “Disiplin konusunda ciddi sorunlarım var ve böyle bir hesabın beni disipline edeceğini düşündüm” diyerek açıklıyor hesabının ardındaki fikri.
Merve ise başlangıçta tek niyetinin nefret ettiği diyetini katlanır kılmak olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Takip edildikçe daha çok motive olduğumu fark ettim. Bu kendi kendini döndüren bir çark oldu sonra. Önceleri diyet yemeklerini sevebilmek için başladığım yolda zaman içerisinde hem kendimi motive ettiğim hem de deneyimlerimi insanlarla paylaştığım bir hesaba dönüştüm.”
‘Kendim için kilo verdim ama başkalarını da düşündüm’
Ceren ve Merve iyi eğitim görmüş, hem iş hayatlarında hem aile hayatlarında başarılı kişiler.
Onların zayıflama arzularının altında ideal bir bedene sahip olmaktan çok sağlıklarına ilişkin kaygılar yatıyor: “70 yaşıma gelirsem eğer, tek başıma da yürüyebilmek istiyorum” diyor Ceren.

Merve de ondan çok farklı değil, “O zamanlar taze flört ettiğimiz sevgili eşim işi sebebi ile üç ay şehir dışında kalmıştı. Gerçekten fit olan ve bu fit beden için ciddi emek veren eşimin oradaki çalışma koşulları sonucunda fitliğinden eser kalmadığını, ancak daha da önemlisi bu durumun kendisini nasıl yıprattığını gördüm. İşte o zaman, beni seven insanların benim için nasıl üzülmüş olabileceğini anladım. Bardağı taşıran son nokta bu oldu benim için. Kendim için kilo verdim, ama bana değer veren insanları da düşündüm.”
Fakat bu durum sosyal medyanın onların beden algısı üzerinde belli bir etkiye sahip olduğu gerçeğini değiştirmiyor elbette. Ceren başlangıçta ‘dümdüz, kaslı karınlar, tight gap’ler’ hayal ettiğini ve bunlara ulaşamamanın onu ciddi bir karamsarlığa sürüklediğini belirtiyor.

Günde yaklaşık 10 saatini masa başında geçiren bir beyaz yakalı olarak antrenman programlarını takip edecek zamanı olmadığının farkına varınca her şey netleşmiş onun için. “Hedefim hep nötr olmaktı, bedenime karşı da artık nötrüm” diyor şimdi.
Durum Merve için de farklı değil, “Kilo verme sürecime ilk başladığımda gerçekten çok farklı bir kafadaydım. En başından beri ince birisi olmak, 36 beden giyebilmek gibi bir hayalim vardı” diyor o da. Fakat hedefine ulaştığında sonuç beklediği mutluluğu vermemiş. “36 bedeni görene kadar hiç bozmadım düzenimi. Bana ne dendiyse onu yaptım. Daha sonra bu hayalimi gerçekleştirdiğimde, ideal olduğunu sandığım kiloya ulaştığımda aslında bunun beni düşündüğüm kadar mutlu etmediğini gördüm.”
‘Uzun vadede yıprandığımı fark ettim’
Merve bu durumda çıkış yolunu da yine sosyal medyada bulmuş ve sosyal medya vasıtasıyla beden olumlama hareketiyle tanışmış. Şöyle özetliyor bu süreci: “Hedeflediğim ve çok istediğim bir şeye ulaşabilmiş olduğum için şanslı olduğumu da biliyordum. Ancak uzun vadede her saniye ne yiyeceğimi planlamanın beni gerçekten yıprattığını, sağlıklı beden konusunu kendime biraz takıntı haline getirdiğimi ve kendimi yıprattığımı fark ettim.”

Kendilerini disipline sokmak ve diyet yemeklerini güzelleştirmek için açtıkları bu hesaplarla zamanla bir topluluğun parçası haline gelen Ceren ve Merve kendilerini takip edenlere ilham veren kişiler haline de gelmişler bu süreçte. “Zaman zaman teşekkür yorumları alıyorum, farkında olmadan yazdığım bir şeyle veya paylaştığım bir fotoğrafla insanların hayatına bir şekilde etki etmiş oluyorum” diyor Merve.
Kilo vermek konusunda kestirme bir yol arayanların da altını çiziyor: “Instagram’dan gelen yorumların büyük çoğunluğu ise maalesef kilo vermek için mucizevi bir cevap arayan insanlara ait. Herkese dilim döndüğünce ve elimden geldiğince böyle bir mucizenin olmadığını, asıl mucizenin insanın kendisi olduğunu anlatmaya çabalıyorum. Ama siz insanların gözü önünde onlar için inanılmaz olan bir şeyi başarmışsanız, bu cevap insanların sinirini bozabiliyor.”
‘İnsanlar mucizevi kestirme yollar arıyor’
Tabii Instagram üzerinden aldıkları yorumlar her zaman bu kadar pozitif değil. Özellikle belli bir takipçi sayısının üzerine ulaştığınızda Ceren’in deyimiyle ‘beddua tayfa’ ortaya çıkıyor. Zayıflama sürecinde gerek Ceren gerekse Merve olumsuz yorumlara da maruz kalmışlar. Ceren olumsuz yorumların bir anda moralini bozduğunu ancak karşısındaki insanın sanal olduğunu düşününce bu yorumları ciddiye almadığını söylüyor.

Merve’ye olumsuz yorumlarda bulunanların çoğu ise mucizevi bir kestirme yol soran ve istediği cevabı alamayan kişiler. “Ben özel bir şey yapmadım, dediğinizde insanlar hayal kırıklığına uğruyor ve bunun acısını sizden çıkarıyor” diyor. “Hayal kırıklığına uğrayan bir insanın da olumsuz konuşma konusunda oldukça yaratıcı olabildiğini söyleyebilirim.”
Gerek Ceren gerekse Merve bu süreçte çizginin sağlıksız bir beden algısını içeren tarafına savrulmayışlarını özfarkındalık ve kendilerine duydukları sevgi ile açıklıyor. “Herkesin hayatı şahane gibi görünüyor mavi ekranlardan” diyor Ceren. “Ama farkındalığı bir kez kazanınca her alanda o kilitli kapılar açılıyor ve gerçeklerle yaşıyorsun. Kimsenin – benim dahil- hayatı kusursuz değil. Bunu artık biliyorum ve aslında hesabımı da bu ilke ile yönetmeye gayret gösteriyorum.”
Merve ise sosyal medyadaki olumsuz yorumların kendisini doğru olanı yapmak konusunda eğittiği görüşünde. Bu olumsuz yorumların kendisine duyduğu sevgiye engel olamadığını söylüyor. “Kendimi sosyal medyadan etkilenip kendimle ilgili olumsuz düşünceler üretmeyecek kadar çok seviyorum” diyor Merve ve sohbetimizi koluna da dövmesini yaptırdığı bir motto ile bitiriyor: “Canım kendim!”