Ruşen Çakır: IŞİD'in hilafet ilanı burada kalmaz, Türkiye'nin daha da istikrarsızlaşacağı açık

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

23 Şubat 1998 günü, Şeyh Usame bin Muhammed bin Ladin, Mısır Cihad örgütü lideri Ayman el Zevahiri, Mısır İslami Cemaat örgütü lideri Ebu Yasir Rifa’i Ahmed Taha, Pakistan Cemiyet-ül Ulema yöneticisi Şeyh Mir Hamza ve Bangladeş Cihad Hareketi lideri Fazlul Rahman’ın, “Dünya İslâm Cephesi” adı altında kaleme almış oldukları fetva yayımlandı. Fetvada, “ABD şeytanının ordularına ve şeytanın işbirlikçilerine saldırılar düzenlemeye; bunların arkalarındaki güçleri ortaya çıkarmaya ve onlara unutamayacakları bir ders vermeye çağırıyoruz” denildi. Çok kişi bu tehdidi ciddiye almadı, “ateş olsalar cürümleri kadar yer yakarlar” diye düşündü. Ama çok kötü yanıldılar. Çünkü o fetvayı verenler sahiden ateş oldular ve cürümlerinin çok ama çok ötesinde yer yaktılar.

Bu hatırlatmaya ihtiyaç duymamın nedeni, hemen yanıbaşımızda ilan edilen “İslam Devleti” ve “Hilafet” konusunda yaşanan umursamazlık. Yine bir sürü komplo teorisinin ya da Ebubekir Bağdadi/”Halife” İbrahim’in kolundaki Rolex saatinin muhabbeti yapılarak işin özü atlanıyor, daha doğrusu atlanmak isteniyor.

IŞİD devlet kurduğunu ilan edip liderlerini de halife olarak sunabildi. Bu olayın burda kalmayacağı ve bölgeyi, dolayısıyla zaten bir şekilde bu işlere bulaşmış olan Türkiye’yi daha fazla istikrarsızlaştıracağı açıktır. IŞİD, yeni adıyla İD’in (İslam Devleti) kalıcı olamayacağı kesin ama onun tüm bölgeye taşımış olduğu katı, acımasız İslam yorumunun, mezhep çatışmasının, vahşetin kalıcı olacağı da muhakkak.

Ruşen Çakır’ın yazısı