Galiba kahvaltıda çeyrek altın yemeyi, yeşil fasulyeyi cıvayla pişirmeyi düşünüyorlar. Hadi, Ege köylerinde, gölgesinde serinleyecek bir ağaç hayalinin kurulmayışını “fıtrat”tan sayalım. Öyle düşünmeseler 25 dönümün altındaki zeytinliği zeytinlik olmaktan çıkaran kanun teklifini “torba”ya atarlar; büyükbaş hayvan sokulması yasaklanan zeytinlikleri maden şirketlerine açarlar mıydı…
Ege’de miras davalarıyla bölüne bölüne ufalmış zeytinliklerin büyük bölümü zaten 10-15 dönüm… Fakat “iki-üç” kelimelik kalem oynatılarak talana açılan bu kanun teklifi yasalaştığında, ter döke döke ailesinin geçimini sağladığı bilmem kaç yüzyıllık zeytinliğiniz eğer 24 bin 999 metrekareyse artık “zeytinlik” olmaktan çıkıyor. İşin Türkçesi ise şu: Köylüyü kendi toprağından uzaklaştıracak, yabancılaştıracak bu teklifte; 25 dönümün altındaki zeytinliği zeytinlik olmaktan çıkarmak; maden şirketlerinin makine parkına yer açmak anlamına geliyor.
Başbakan Erdoğan dün grup toplantısında “Milletin beklediği yasalar”dan söz ediyordu. Zeytinciliği, zeytin köylülerini öldürecek bu kanun teklifinin, Başbakan’ın “sahiller” diye ötekileştirdiği, partisine az oy çıkan Ege yöresini ilgilendirmesi şüphesiz bir rastlantıdır. Rantçı madencinin insanlık dışı koşullarda çalıştırdığı ve en az 301 işçinin öldüğü “Soma Katliamı”yla yola çıkan kanunun, dönüp dolaşıp yine madencilerin emrine girmesinin rastlantı oluşu gibi tıpkı. Cıvalı zeytin çağına hoş geldiniz.