Bütün bunlar nasıl oluyor, olabiliyordu?..
Oluyor olabiliyor, çünkü bu gençler ne ablalarının “başörtüsü-hakkı” için oturma eylemlerini, ne “28 Şubat”ı, ne de “İkna Odaları”nı yaşadılar, deneyimlediler.
Onlar kendilerini bilebildikleri aşamada avuçlarının içindeki “mobil” cihazlarla, tıpkı başörtülü-olmayan hemcins akranları gibi aynı küresel kültürel-endüstriyel örüntünün anaforuna kapıldılar.
Twitter, Facebook, YouTube, Instagram… Ve elbette “Selfie”…
Yani özlüce, dijital tüketim kapitalizmi…
Z-Kuşağı Müslüman genç kızların “takva”sı esas itibarıyla bu hâkim, kapsayıcı ve etkin sosyokültürel iklimde neşvünema buluyor!..
Bu elbette sadece bize özgü değil ve İslam dünyasının her tarafından örneklenebilecek, dünyada her yerde deneyimlenen bir “New-Age Müslümanlık.”