İster asker, ister bürokrasi, ister yargıçlar veya ister Kemalistler, ister cemaatler… Hiçbir ünitede, hiçbir formda, hiçbir ideolojik girişimin “derin” pozisyon alamayacağı bir demokrasiye ihtiyacımız var.
Aynı zamanda kimsenin, hiçbir gücün toplumun önüne ideal bir norm koyarak, uymayanlara ikinci sınıf rol biçmeyeceği bir hukuk sistemine. Yeni Türkiye de işte budur.
Etnik ve kültürel kimliği ne olursa olsun herkesin her şeye eşit erişim hakkıdır. Sağcı-solcu, dindar-dindar olmayan, Alevi-Sünni, İstanbullu-Anadolulu, Milliyetçi-liberal, başörtülü-başörtüsüz bütün verili durumların ve bütün tercihlerin hem kamu imkanları karşısında, hem de özel hayatta eşit erişim hakkına sahip olmasıdır.
Hiç kimse, kimliğini oluşturan unsurların biri veya birkaçı yüzünden kendini ifade etmek, istihdam, eğitim, örgütlenme ve daha iyi bir hayat standardına sahip olmak hakkından mahrum bırakılamaz. Yani, Kürt, başörtülü, sakallı, Alevi, solcu veya milliyetçi olmak işe girememek, üniversitede okuyamamak, parti kuramamak, kursa bile yaşatamamak gerekçesi olamaz.
Sermaye pastasından pay almak için sadece doğuştan Boğaz sermayesinin bir parçası olmak gerekmez. Bütün branşlarda eşit erişim hakkı…
Yeni Türkiye bundan başka değildir. Tek bir ideal hayat yok, kabullenmeliyiz.