Kadri Gürsel: Ülkedeki nefret ortamından etkilenen eski Suriye cihatçıları potansiyel tehdit olarak değerlendirilmeli

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Suriye’de savaştıktan sonra ülkelerine dönen ve dönecek olan cihatçılar, Türkiye’ninkini değil de sadece Batı ülkelerinin güvenliğini mi tehdit etmektedirler?

Türkiye’yi yönetenler ve Türk medyası açısından bu soruların cevabı “evet” olmalı. Yoksa tavırları bir devekuşununkini andırmazdı.

Ülkeyi yönetenler, cihatçıların Suriye’ye gidiş gelişlerine karşı sınırlarda önlem almaya dış baskılar neticesinde zorlanmasalar, sanırsınız ki Türkiye’nin benzer bir güvenlik tehdidi meselesi yoktur. Oysa tehdit kapımızda değil, içimizde.

Misal, Suriye’ye savaşmaya gidip orada öldürülen “Türkiyeliler” ile ilgili YouTube’a yüklenmiş tek bir videoda 29 “şehit mücahidin” ismini saydım. Sosyal medyadaki ipuçlarından yola çıkarak şu an Türkiye’den çok sayıda, belki de yüzlerce kişinin IŞİD ve diğer cihatçı örgütlerin saflarında savaşmak için Suriye’de bulunduğunu varsaymak mümkündür.

Suriye’ye gidip sonra dönen gönüllü sayısının pekala binlerle ifade edilebileceğini de kabul etmek gerekir.

El Kaide ve benzeri örgütlerin safında savaşmış ve kan dökmüş bu insanların Türkiye’de söz konusu bağlarını muhafaza ederek yaşamaları, ulusal güvenliğe tehdittir.

Türkiye’deki iktidarın muhalifleri hedef gösteren, kutuplaştıran ve kışkırtan siyasi üslubu dikkate alındığında, ülkede yaratılan bu nefret ortamından etkilenerek tek başına veya bağlantısız gruplar halinde kan dökmeleri muhtemel eski Suriye cihatçıları da birer potansiyel tehdit olarak değerlendirilmelidirler.

Kadri Gürsel’in yazısı