Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Ortadoğu’daki yapay sınırlarla ilgili bir vizyonu olduğu bilinir.
IŞİD, Irak’taki Kürdistan Bölgesel Hükümeti topraklarının batısı ve güneyindeki, Musul merkezli Sünni Arap bölgesini kontrolü altına alarak Irak ve Suriye arasındaki yapay sınırı, Davutoğlu’nun kulakları çınlasın, “önemsizleştirdi”.
IŞİD, Irak’tan başlayıp Fırat havzası boyunca Suriye içinde kuzey batıya doğru uzanarak Carablus (Karkamış) sınır kapısında son bulan bir Sünni Arap aksını kontrol altında tutuyor. Böylece, yine Davutoğlu’nun kulakları çınlasın, ekonomik değilse bile kültürel sınırlar doğallaşıyor ve büyük ölçeği Sünnilik olan bir birleşme, El Kaide familyasından IŞİD cihatçıları vasıtasıyla sağlanmış oluyor.
Herhalde Davutoğlu bu ölçekteki bir araya gelişin kamu otoritesi altında barışçıl bir şekilde vuku bulmasını isterdi.
Oysa şimdi IŞİD’e kısmet olmuş bir İslamcı ütopya, bu cihatçılar haricindeki herkes için zalim ve vahşi bir “distopya”ya dönüşerek bölge ve dünyanın güvenliğini tehdit ediyor.
Ölçeklerini büyüten cihatçılar bu arada bir de hilafet ilan ederek tüy diktiler. Kriz aslında kapımızda değil; güvenliği kasıtlı olarak ihmal edilen kanunsuz hudutlarımızdan geçip bir larva halinde içimize yerleşeli çok oluyor.