Ruşen Çakır: Ankara bağımsız Kürdistan'dan artık neden korkmuyor?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

İlginçtir, yakın bir zamana kadar Irak’ta Kürtlerin bağımsızlık ilanına ilk karşı çıkacak güç olarak Türkiye telaffuz edilirdi. Buna bağlı olarak yıllarca, Washington’un Ankara’yı bağımsız Kürdistan’a ikna etmek için açık veya örtük bir şekilde çabaladığı iddia edilirdi. Geldiğimiz noktada Ankara, Erbil’de bağımsızlık ilan edildiği takdirde tavır alacak merkezlerin en alt sıralarında yer alıyor.

Ankara’nın “bağımsız Kürdistan”dan eskisi kadar rahatsız olmamasının, hatta yer yer bunu teşvik eder pozisyonlar bile alabilmesinin ardında yatan esas neden Türkiye’de Kürtler arasında bağımsız bir devlet kurma fikrinin şaşırtıcı derecede az taraftar bulmasıdır. Kürt siyasi hareketinin (KSH) bu kadar güçlü olmasına rağmen ayrı devlet fikrinin makbul olmamasının izahını da Abdullah Öcalan’da ve onun özellikle İmralı’ya hapsedildikten sonra geliştirdiği fikirlerde aramamız gerekiyor.

Başlangıçta Öcalan’ın “ulus-devlet” fikrine eleştirel yaklaşımları bir tür takiyye olarak görülüp fazla ciddiye alınmamıştı. Fakat onun ısrarla pozisyonunu koruması, Türkiye Kürtleri için “demokratik özerklik”, bölgedeki tüm Kürtler içinse “demokratik konfederalizm” önermelerini geliştirmesiyle birlikte KSH’nin tabanında bağımsızlıkçı fikirler hızla marjinalleşti. Eğer Öcalan ve ona paralel olarak KSH bağımsızlıkçı bir çizgide kalsaydı, Ankara’nın Irak’ta bağımsız bir Kürdistan kurulmasını engellemek için elinden geleni yapacağını kestirmek güç olmazdı.

Ruşen Çakır’ın yazısı