Sadece son üç gün içinde dört kadının erkek şiddetinin kurbanı olduğu Türkiye’de, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam “Devlet koruması altında ölen kadın yok” diyerek topu Emniyet birimlerine atsa da, devletin de kadınları koruyamadığını bizzat koruma altındaki bir kadın anlattı.
Vatan’dan İlker Akgüngör’ün konuştuğu, tanık koruma programına dahil edilen ender kadınlardan biri olan ve X.X olarak söz edilen kadın, şu ifadeleri kullandı: “Polisten izinsiz şehir hatta semt değiştirmem bile yasak. İkinci derece akrabalarımla görüşemiyorum. Cenazem olsa gidebilmek için polisten izin alıyorum. Geçmişimden bahsetmem yasak. Adresim yurtdışında gözüktüğü için oy bile kullanamıyorum. Ancak eşim yaşadığım evi biliyor hatta eve gelip gidiyor.”

Yasal boşluk adres bildirme zorunluluğu getiriyor
13 yıl evli kalan X.X’in bu durumuna yasalardaki boşluk neden oluyor. İlgili yasa hükmü, mahkeme tarafından kocaya çocuklarını belirli günlerde görme hakkı verilmesi durumunda kadına adresini bildirme zorunluluğu getiriyor. Aksi takdirde, ‘velayeti kötüye kullanma‘ gerekçesiyle kadın hakkında dava açılabiliyor ve bu süreç kadının velayetini kaybetmesiyle sonuçlanabiliyor.
X.X. “Koruma kararlarında bana, evime, çocuklarımıza, çalıştığım yere, aileme yaklaşamayacağı, beni iletişim araçlarıyla rahatsız edemeyeceği gibi bir çok şey yazar. Ama bunlar sadece kağıt üzerinde, bir yaptırımı yok” dedi.

‘Rüyada bile ölüyorum’
Boşanmaya çalıştığı eşinden defalarca şiddet göre, 10 yerinden bıçaklanan ve işyeri basılan X.X., mahkeme tarafından tam üç kez korumaya alınmış.
X.X., “Çalıştığım daireyi bastığında 10 gün hapiste kaldı. O kadar cüretkardı ki, bıçakladıktan sonra savcının odasının önünde bile beni, ‘işim yarım kaldı, bitireceğim’ diyerek tehdit etti. Beni öldürmeyeceğinin hiçbir zaman garantisi yok. Hâlâ tehdit altında yaşıyorum. Her sabah öldürülme korkusuyla uyanıyorum, rüyada bile ölüyorum” dedi.