Hatıralarımızı yıktırmayız… Sunay Akın'la hayalindeki 'müze hattı'nda tarihe yolculuk

Erdal Güven
Erdal Güven
Mesleğe 1991’de Cumhuriyet'te başladı. Yeni Yüzyıl ve Radikal’de çalıştı. Ocak 2013'ten bu yana Diken’in yayın yönetmeni.

 

Böyle ikindi vakti Göztepe istasyonunda çıt olmaz
Ve ekser zaman oturur hep aynı sırada tek başına bir harem ağası.
Çok uzun boylu. Çok zayıf.
Son kalanlardan. En ihtiyarı.
Geçti çığlıklarla 15.45 katarı…

olga ünaydın azizoğluOLGA ÜNAYDIN AZİZOĞLU

ounaydın@gmail.com

Nazım Hikmet, Anadolu insanını tahlil ettiği ünlü destanı ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’nda bir harem ağasından bahseder. Şair, isim vermez ama aslında bu harem ağası, Nadir Ağa’nın ta kendisidir.

2’nci Abdülhamit’in en güvendiği adamlarından Nadir Ağa, yıllarca Göztepe Tren İstasyonu’nun yanındaki köşkte oturmuştur. Hatta bu semt, ‘Nadir Ağa’nın Çayırlığı’ diye bilinir. Nadir Ağa, bu çayırlıkta bir mandıra açmış ve Türkiye’de ilk kez sütü şişeleyip satmaya başlamıştır.

Göztepe İstasyonu’yla Nadir Ağa’nın kesişen kaderi, yıllar sonra şair ve yazar Sunay Akın’ın müze projesinde yeniden buluştu.

Göztepe İstasyonu...
Göztepe İstasyonu…

 

Sunay Akın, bundan beş yıl önce, Marmaray ve Yüksek Hızlı Tren projeleri geliştirilirken, atıl duruma düşeceği anlaşılan 100 yıllık Göztepe İstasyonu’nun, Nadir Ağa gibi bu toprakların binbir hikâyesine şahitlik etmiş harem ağalarının müzesine dönüştürülmesi için kolları sıvadı. Akın o dönemde Kadıköy Belediye Meclisi üyesiydi ve belediyenin de tam desteğini aldı.

Başta Göztepe olmak üzere tarihi istasyonlar Kızıltoprak, Feneryolu, Erenköy, Suadiye ve Bostancı’nın müze veya kültür merkezi olması için bir çalışma başlatıldı. Ancak bu istasyonların her biri Kadıköy’ün tarihi kültür varlığı olsa da Ulaştırma Bakanlığı’nın ‘mal’ıydı. Nitekim bakanlık, isteği geri çevirdi!

Hatıralarımızı yıktırmayız

Aradan geçen beş yılda, Marmaray ve Yüksek Hızlı Tren projeleri hızla ilerledi. Yenilenen banliyö tren hattı nedeniyle birçok istasyon yıkılıyordu. Sonunda bir gün bir gazetede sıranın tarihi istasyonlara da geldiği yazıldı…

Haber, sosyal medya başta olmak üzere pek çok platformda büyük tepkiyle karşılandı. Kadıköylüler, ‘Hatıralarımızı yıktırmayız’ diye isyan etti. Gerçi haber sonradan yalanlandı ve Ulaştırma Bakanlığı, ‘Yıkmak yok, istasyonları koruyacağız’ dedi ancak istasyonların nasıl korunacağına ya da ne şekilde değerlendirileceğine dair bir şey söylemedi.

O arada Kadıköy Belediyesi’nin müze projesi için düzenlediği kampanya sonucu 10 bin imza toplanmıştı…

20140613_141528
Sunay Akın beş yıldır mücadele veriyor…

 

Belediyeyi beş yıl önce harekete geçiren Sunay Akın, bugün de istasyonların kurtulması için mücadele veriyor. Göztepe’deki tarihi bir köşkü ‘İstanbul Oyuncak Müzesi’ olarak kente kazandıran Akın, hayal ettiği ‘müze hattı’ projesinin detaylarını Diken’le paylaştı.

Kadıköy Belediyesi’ne müze projesiyle ilgili danışmanlık yapan Sunay Akın’ın kafasında, tren istasyonlarının güzergâhında tematik müzeler kurmak var: “Küçük bir tren düşünün. Bu tren, ‘Anadolu’nun gardırobu’ Haydarpaşa’dan kalkacak ve sırasıyla diğer tarihi istasyonlara uğrayacak. İnsanlar uğradıkları her istasyonda farklı bir müzeyi gezecek. Bu müze turuyla insanları tarihi bir yolculuğa çıkaracağız.”

Heybesi hikâyeyle dolu

“Paris’teki Orsay Garı kapatılır kapatılmaz müze oldu (Musee d’Orsay)” diyen Sunay Akın’ın projesinde, Nadir Ağa’nınki gibi birbirinden ilginç pek çok öykü var. Mesela Cemal Bey ve Vahran Usta’nın hikâyesi: “Çanakkale Savaşı’ndaki efsanevi Nusret mayın gemisini herkes bilir ama kimse daha öncesinde yapılan keşif uçuşundan bahsetmez. Oysa Pilot Üsteğmen Cemal Bey, uçakla yaptığı keşifte, İngilizlerin Çanakkale Boğazı’nın bir bölümündeki mayınları temizlediğini fark etmiştir. Nusret’in mayın döşemesi bu bilgi üzerine gerçekleşmiştir. Cemal Bey’in keşif yaptığı anda yanındaki makine ustası ise Ermeni Vahran Bey’dir.”

Bostancı
Bostancı İstasyonu…

 

Sunay Akın sırf bu hikâyenin bile bir müzelik malzemesi olduğunu söylüyor: “Düşünsenize, 1915’te Çanakkale’de bir Türk ve bir Ermeni aynı uçakta, aynı kalpte buluşmuş. Dostluk, kardeşlik, bir arada yaşama kültürü lafla değil, bilgi, hafıza ve bellekle olur. Niye bunları bir müzede hissetmeyelim?”

20140613_141427Sunay Akın’da hikâye bol, yeter ki bu fikirleri binaya dönüştürecek irade olsun. Akın’ın hayallerinde, Cumhuriyet tarihimizin İstiklal madalyalı pilotu Vecihi Hürkuş, Zeki Alasya’nın tren koleksiyonu ya da Kemal Sunal’ın ailesi tarafından saklanan kostümleri birer müze potansiyeli taşıyan diğer örnekler.

Akın, adlarını Alevi kültüründen alan Göztepe, Erenköy ve Kartal’ın kentin hafızasına hizmet ettiğini, dolayısıyla Alevi kültürünün de projede mutlaka yer alması gerektiğine dikkat çekiyor.

Erenkoy
Erenköy İstasyonu…

‘Müzecilik ne demek bilmiyoruz’

Türkiye’de müze kurarak çok zor bir işe kalkışan Sunay Akın, istasyonların müzeye dönüşebileceğine inanıyor ama bunun için herkesin çok daha fazla çaba sarf etmesi gerektiğini söylüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da elini taşın altına koyması gerektiğini vurgulayan Akın, “Tarihi istasyonların mülkü Ulaştırma Bakanlığı’nda olabilir ama konu Kültür Bakanlığı’nı ilgilendiriyor. Oysa Kültür Bakanlığı ortada yok. Kendilerini acilen göreve davet ediyorum” diyor.

Kızıltoprak İstasoyonu...
Kızıltoprak İstasyonu…

 

Ülkemizde özellikle büyük bir felaketten sonra, ‘Hadi müzesini yapalım’ gibi bir anlayışın hâkim olduğundan yakınan Sunay Akın, şehrini seven herkesi şu sorunun yanıtını düşünmeye davet ediyor: “Bu ülkede müzeciliğin ne demek olduğu kavranmadıkça, yol almamız çok zor. Gelişmiş ülkeler önce zengin olup sonra mı müzelerini açtılar, yoksa önce müzelerini açıp sonra mı bugünkü değerlerine ulaştılar. Bu ülkenin geleceği işte bu sorunun yanıtındadır.”

ABD’de 17 bin 500, Türkiye’de 500 müze var

feneryolu
Feneryolu İstasyonu…

 

Amerika’da 17 bin 500, Almanya’da 6 bin 250 müze var. Türkiye’deki müze sayısı sadece 500 civarında. Bu kıyaslama bile bize Sunay Akın’ın sorusuna dair bir fikir veriyor.

Şu anda Haydarpaşa Garı’nın akıbeti bile belirsizken, Göztepe ve diğer istasyonların kaderi hakkında yorum yapmak hayli zor. Haydarpaşa’dan kalkan 15.45 katarının destanı Nazım Hikmet’in şiirinde hep yaşayacak ama belki de yeni nesiller bu katarın nerelerden geçtiğine dair bir fikir edinemeyecek.

Yeni teknolojiyle istasyonların arasındaki mesafeleri birer dakikada alabiliyoruz ama bunu nesillerin yaşam tarzları ve kültürleri arasında mesafeyi artırarak yaptığımızda kentin ruhunu da ortadan kaldırmış oluyoruz. Yalnızca lüks konutlar, betonarme AVM’ler ve Marmaray’lardan oluşan bir şehirde hangi birimiz yaşamak isteriz ki?