Çoğumuz işten gelip, pantolonumuzu çıkarıp, bir bira açıp, televizyon izleme keyfi yapmışızdır ama Finlandiya’da ‘külotlu sarhoşluk’ artık ‘resmi’ bir aktivite haline geldi.
Uzun, sıkıcı toplantılardan toplantıya koşarak geçen bir günün ardından ofisten ayrıldınız. Her şeyden önce en büyük ihtiyacınız stres atmak ve rahatlamak. İskandinav stres panzehirleri hygge ve lagom işinize yarayabilir.
Hygge ve lagom

‘Lagom’ İsveç dilinde kusursuz denge, ne çok fazla ne çok az anlamına geliyor. Güzel hayatın sırrı lagom olabilir fakat modern hayatın gerçeklikleri düşünüldüğünde bunun dengesini sağlamak çok zor. Lagom’un sıkıntılı yanı iyi bir insan olma çabası çünkü iyi bir insan olmaya çalışmak hiçbir zaman insanı rahat bırakmaz. Her kararı en küçük etik değerlerine göre düşünüp taşınıp karar almaya zorlar. “Akşam yemeğine bir kase humus alabilirdim ama plastik kapağı çevreye çok zararlı.”
Danimarka, ‘hygge’yle, muhteşem bir yaşam standartı ve bolluk içindeki hayatıyla meşhur. Hygge şömine ateşinin yanında, yumuşak yün battaniye içerisinde içilen bir fincan sıcak çikolata aslında. Bu fotoğrafı tasarım dergilerinde ve Instagram’da görüyoruz. Hygge’nin sıkıntılı olduğu kısım ise çoğumuz kaşmirler içinde Arne Jacobsen model bir koltukta uzanarak fırtınalı sonbaharı geçirmiyoruz. Hygge, Disney filmi gibi gerçek hayatın hiçbir yükünün olmadığı bir hal.
Kalsarikänni – külotlu sarhoşluk

Bu keyfe giden bir İskandinav alternatifi mevcut; Fin yöntemi. Finlandiya’nın komşularına nazaran bu yöntem ne lagom ne de hygge. ‘Kalsarikänni’nin anlamı ‘evde yalnız iç çamaşırlarla içki içmek.’
Biraz gerçek dışı gelebilir fakat işin içinde ‘demokratik bir ülkü’ yatıyor. ‘Külotlu sarhoşluk’ sizden küçük şeylerden mutlu olmanız gibi klasik öneriler vermiyor ya da evinizi Instagram’a koymalık İskandinav eşyalarla doldurup mumlarla donatarak katolik kilisesine döndürmenizi de istemiyor. Bu işin esas özelliği karşılanabilmesinin kolay olması ve iş stresini atlatmaya mantıklı bir çözüm getirmesi.
‘Külotlu sarhoşluk’ gerçek bir yöntem ve işin esprisi, hiçbir çaba ve gösteriş olmadan kendini bırakmak ve kendin olmak.
Finlandiya’da böyle bir şeyin nasıl çıktığını anlamak kolay. Dukuz buçuk ay süren dondurucu soğuk, buz… Finlandiya’da insanların mutlu ve rahat olmasını sağlayacak şeyler çok basit şeylerden türemiş. Rahat kıyafetler, dışarı çıkma isteğinin olmaması ve yeterli miktarda alkol.
‘Külotlu sarhoşluk’ yalnız yapılması gereken bir aktivite olmak zorunda da değil. Eşinizle dostunuzla, komşunuzla, ev arkadaşınızla kafa dengi olan herkesle yapılabilir. Finlilere göre düzenli olarak ‘külotlu sarhoşluk’ keyfi yaptığınızda eşinizle aranız bile daha iyi bir hale geliyor.
En keyifli striptiz

Tek yapmanız gereken dolabınızı bütçe dostu ve kaliteli biralarla doldurmak, biraz aburcubur, bol cips ve çikolata almak ve Netflix’te son çıkan psikolojik dram filmini açmak. Eve geldiğinizde derhal üstünüzdeki en ufağında formal ve size rahatsızlık verecek kıyafetlerden kurtulup yavaşça kaşıntı yapan çorabınızı ayağınızdan çıkarmak (Muhtemelen hayatınızın en keyifli striptizini yaşayacaksınız). Şimdi çıplak ayakla mutfağa gidin, soğuk biralardan bir tane alın ve en rahat koltuğunuza çöküp rahatlayın.
Bu sadece Finlilerin kendi kendilerine yaptığı bir şey değil. Üç yıl önce dışişleri bakanlığı Fin kültürünü temsilen koltukta oturan kırmızı şarap içen bir kadın ve bira içen adam emojisi yayınladı.
Bu bir yaşam stili, hygge ve lagom’dar farklı. Hepsi aslında temelinde huzur, denge ve ideal akıl sağlığından geliyor fakat halkların kendi tarih ve kültürüyle şekillendi. Aralarındaki en temel fark ise ekonomik durumdan kaynaklanıyor.
1917’de Rusya’dan bağımsızlığını ilan ettiğinde Finlandiya çok fakir bir tarım ülkesiydi. Hayattan beklentiler düşük ve çocuk ölümleri fazlaydı. Fakat 100 yılda Finlandiya sanayi sonrası toplum olarak refahı en yüksek üçüncü ülke olmayı başardı. Birleşmiş Milletler’in Dünya Mutluluk Raporu’nda da en güvenilir en sakin ve en iyi yönetilen ülke seçildi. Polisleri dünyanın en güvenilir polisleri, bankaları dünyanın en sağlam bankalarından biri haline geldi.
‘Külotlu sarhoşluk’ tartışmasız rahatlama yöntemlerinden biri. Aynı zamanda iç huzura ve felsefeye yönelik. Bunu yapmanız için alkole de ihtiyacınız yok. İşin sırrı aslında ara vermek, minimal takılmak, özgün, otantik olmak.
Birçok hayat danışmanı telefonunuzu kapatıp dışarı çıkmanızı söylüyor. Bu hem işten sonra çok yorucu hem de para gerektiren bir aktivite. Bunun yerine eve gidip sakin bir müzikle kendinizi dinlemeye ve ‘külotlu sarhoş’ olmaya ne dersiniz?
Guardian’dan çeviren: Oğuz Bayhun