Çiğdem Toker: Otoyol projesinde 'milli bütçe'ye aykırı çok ağır bir sayfa gizlenmiş

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İstanbul-İzmir arasını 3.5 saate indirecek Gebze–Orhangazi-İzmir Otoyolu’nu biliyorsunuz. Hani devletin araç başına 35 dolar artı KDV’den günlük 40 bin araç garantisi verdiği Osmangazi Köprüsü’nü kapsayan büyük proje.

Büyük ulaştırma projelerinin çoğunda olduğu gibi bu da yap-işlet-devret (YİD) yöntemiyle yaptırılıyor, malum. Finansmanı şirket buluyor, devlet de garanti buluyor yani.

Hatırlayalım: Nurol, Özaltın, Makyol, Astaldi, Yüksel ve Göçay şirketlerince kurulan Otoyol A.Ş. de dokuz banka grubundan 5 milyar dolar kredi sağlamıştı.

Fakat bu projeye halkın çıkarlarına ve “milli bütçe”ye aykırı çok ağır bir sayfa gizlenmiş.

Meğerse Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) Otoyol A.Ş. ile yaptığı YİD sözleşmesi dışında, bir de bankalarla ek sözleşme imzalamış. Adı, “doğrudan sözleşme”.

KGM, bu sözleşmeyle YİD sözleşmesinin uygulanmasına açıklık kazandırmak ve kreditörlere ekstradan bilgi vermeyi taahhüt etmiş.

Bitmedi. İnanması zor ama bu sözleşmeyle, asli taraf olmayan bankalara fesih hakkı tanınmış.

Normalde, YİD uygulama sözleşmesini, imza atan iki taraf feshedebiliyor.

Yani KGM ve Otoyol A.Ş. Her ikisinin de fesih sebepleri sözleşmede tek tek yazılı.

İşte bu doğrudan sözleşme ile asıl sözleşmenin tarafı olmayan bankalara da fesih hakkı tanınmış. Ve doğrudan sözleşme, ana YİD sözleşmesinin ayrılmaz parçası, eki olarak tanımlanmış. Skandalı, KGM’nin 2017 yılı hesaplarını denetleyen Sayıştay raporu belgeliyor.

Çiğdem Toker’in yazısı