Sistem bugüne kadar hiç teneffüs etmediği kadar yüksek bir yoğunlukta milli irade ve demokrasi teneffüs etmeye başlıyor. Bugünkü yapıyla düşünerek, yeni dönemi ve Erdoğan’ın nasıl bir reis-i cumhur olacağını tahmin etmek veya anlamak imkansızdır.
Mevcut sistemde Çankaya’ya halk oyuyla çıkılmıyor, mevcut sistemde mutlaka yüzde 50 artı 1 oy alması gereken bir yönetici tanımlanmıyor. Mevcut sistemdeki aktörlerin ağırlıkları, Ağustos ayı sonunda aynı ağırlığı taşıyor olmayacaklar. Sistemin iskeleti yeniden şekilleniyor ve bir dönem kapanıyor.
Eski Türkiye’nin son günlerini yaşıyoruz. Hala taşıdığımız yükler olsa da yeni Türkiye yolunda yürüyoruz.
Nasıl bir yönetim olacak? Başbakan perspektifini açıkça ortaya koydu: “Seçilmiş bir Cumhurbaşkanı ile seçilmiş bir başbakan ülkeyi uçurur” dedi. Belli ki, başkanlık sistemini bu iki makamda tahakkuk ettirecek. Gerisini uygulamada göreceğiz çünkü bu model ilk defa uygulanıyor. Geride bir örnek veya bir teamül yok…
Ama merakımızı yenecek kadar bildiğimiz şeyler var… Bütün hayatını seçmenin tercihine ve millet iradesine bağlamış bir liderden kaos, uyumsuzluk ve demokrasi dışı bir tavır beklenemez. Demokrasinin kıymetini bilen bir lider bu yolun dışına çıkmaz. Bu ülke için de demokrasi dairesinde kalmaktan daha değerli bir şey de olamaz.