Çağlar Kıpçak çok iyi yemek pişiren bir aileden geliyor. Marmaris’te evlerinde tattığım ve ‘Tadı Damağımda’da gösterilen ziyafet olağanüstü idi. Özellikle keşkek ve eski pehlivan dedesinin bizzat ilgilendiği bahçede yetişen sebzelerle pişirdikleri zeytinyağlılar…
Kıpçak kardeşler çok kaliteli malzemeden nefis yemekler yiyerek büyümüşler. Çağlar’ın ağabeyi Cihan bence ülkemizde ilk beşe girecek düzeyde bir şeftir. Ortağı ve geçen hafta yazdığım Zula’nın başındaki Üryan Doğmuş’la Cihan’ın, Gile adlı olağanüstü bir ‘fine dining’ lokantası vardı. Geleneksel ile modern olanı işin kolayına kaçmadan bir potada eritiyorlardı. Biçim değil, lezzet öndeydi.
Ama maalesef ülkemizdeki genel damak zevkine göre bir 30 sene ilerideydiler. Ya da bir 40 sene geride! Günümüz İstanbul’unda uydurma ‘modern meyhane’ ya da ‘masa örtülü ocakbaşı’ndan başka lokanta modellerinin tutması olanaksıza yakın. Bunun dışında pizza, döner, ciğer, burger, dürüm… Yani sokak lezzetleri. Cihan’ın ortağı Üryan, burger ve sosisli sandviç yaparken, Kaan Sakarya ve Derin Arıbaş gibi çok üst düzey şeflerin dürüm işine soyunmaları gayet mantıklı. Onların değil; benim, sizin, bizlerin ayıbı.