Ümit Alan: Krizlere karşı da gerçek gazetecilik gerek

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Mesut Yılmaz’ın bahsettiği, halka yansıtılan acı ekonomik reçete, özellikle Kemal Derviş’in gelmesiyle birlikte ivme kazandı ve sonuçlarının alınacağı sırada, 2002 Temmuz’unda büyük bir medya operasyonu başladı. Bu öyle bir operasyondu ki, Ecevit’in hastalığı bahane edilerek Doğan Medya önderliğinde, hükümet erken seçime zorlandı.

O medya operasyonunun detaylarına bu yazıda yerimiz yok (Meraklısı için: Saray’dan Saray’a Türkiye’de Gazetecilik Masalı, Can Yayınları, 2015) ama özetle diyebiliriz ki, hiç masum değillerdi. Neticede hükümetin içindeki Devlet Bahçeli erken seçim niyetini açıkladı ve o seçimle 2002 Kasım’ında AKP iktidar oldu. Eski hükümetin tüm bileşenleri de sandığa gömüldü. Mesut Yılmaz’ın bahsettiği siyasi bedel ödenmişti. O gün de tam anlamıyla gazetecilik yapılmıyordu, bugün de yapılmıyor diye kestirmeden bağlamayacağım. O gün farklı ajandalarla yapılan gazetecilik tarihin akışını değiştirdi, bugün hiç yapılamayan gazetecilik tarihin akışını değiştiriyor.

Haksızlık yapmamak lazım, o günlerin medyasından operasyonel manşetleri çıkarınca yine haber ayıklamak mümkündü, bugün mümkün değil. Bu sayfada “felaket tellallığı” biçiminde yapılan “muhalif gazeteciliği” de sık sık eleştiriyorum eleştirmesine de onun karşı kutbunda hiç gazetecilik yapmamak olunca, diyecek şey bulamıyorum. Ezcümle; ekonomiyi düze çıkarmak için “demokrasi ve özgürlüklere” vurgu yaparken, gazeteciliğin rolünün altını kalın çizmemiz şart. Krizlere karşı da gerçek gazetecilik gerek.

Ümit Alan’ın yazısı