Sahayı yakından izleyenler açısından Şam ve Kürtlerin müzakerelere başlamaları sürpriz değil. Suriye ordusu ile Kürt güçler geçtiğimiz yıllarda Haseke’de, Kamışlı çevresinde, Rakka-Deyr Ez Zor arasındaki bölgede çatıştı. Türkiye’nin Fırat Kalkanı ve Afrin operasyonlarına Şam’dan birkaç kınama dışında açıklama yapılmaması da Şam’ın Kürtleri sattığı şeklinde yorumlandı Türkiye’de. Ancak bütün bu siyasi ve askeri çatışmaları Suriye’deki ABD varlığı, Kürtlerin ABD ile yakınlaşmasından rahatsız olan Şam’ın tepkisi ve tarafların birbirlerini savaş sonrası dönemde kurulacak masaya ‘Kendi elini güçlendirip karşı tarafı zayıflatmış olarak’ oturtma hamleleri çerçevesinde değerlendirmek gerek.
Yine Şam ile Kürtlerin 2011 başından itibaren yazılı olmayan ve şartlara göre kendiliğinden şekillenen bir uzlaşı esası ile hareket ettiklerini bir kez daha hatırlatmakta fayda var. Buna göre, birbirlerine cephe açmadılar, Suriye ordusundan Kürtlere birçok kez silah yardımı yapıldı, iki taraf için de ortak tehdit radikaller. Yine Kürtlerin laiklik esasını öncelik olarak belirlemeleri ve 2011 başından itibaren aksayan yönleri olsa da ortaya model koyup uygulayan tek grup olması da müzakerelere uzanan süreci belirleyen unsurlar arasında.