Başbakan’ın yargıya talimatlarını kanıksadık. Başbakan’ın tapu memurları ile savcılar ve hakimler arasında hiçbir fark kalmadı.
Ergenekon davasının dağdağalı günlerinde “yargıyı etkileme” suçunu çok tartışırdık. Şimdilerde “masumiyet karinesi”ni hatırlayan pek yok. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin koskoca hükümeti, Başbakan’ın dinlenmesi gibi skandal bir olayın soruşturmasına delil olacak malzemeyi tam iki buçuk yıldır toplayıp yargının önüne koyamayınca, yargılamayı tek başına Başbakan yapıyor ve bitiriyor.
Yargıya, verilmiş kararın gereğini yapmak kalıyor. Bir hakim olmazsa öteki; ne fark eder?
Güç her zaman sahibini yanıltır. Elinizden yuvarlanıp gittiği zaman, her şey bir anda tepetaklak olur.
Bugünkü, bir düzen değil, bir düzensizlik hali. Hiçbir kural yok. Elbette hukuk yeniden işlemeye başlayacak. Hukuk, kendisini yok sayanları da hesaba katıyor. Yığınla dosya, raflarda gün yüzü göreceği zamanı bekliyor.
Başbakan, Uhud’u hatırlatıp, teşkilatını ganimet telaşından uzak tutmaya boşuna çalışmıyor.