Sedat Ergin: Türkiye'nin cihatçı grupların hamisi olduğu imajı…

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

İdlib’in her tarafına yayılmış bu binlerce, hatta on binlerce ‘savaşçı’ ne olacak?

Seçenekler şöyle beliriyor:

İdlib’de kalacak olanların kısa vadede burada kuşatılmış bir bölgede tutularak, akıbetlerinin zamana bırakılması akla gelen seçeneklerden biridir. Ancak kendi haline bırakıldığı takdirde tümüyle ikinci bir Afganistan haline gelecek olan bu bölge Suriye’nin geleceği ve bütün Ortadoğu ve dünya için bir çıbanbaşı olmaya, istikrarsızlık üretmeye devam edecek ve Türkiye açısından da birlikte yaşaması çok külfetli ve tehlikeli bir yük olacaktır.

Hiç gerçekçi gözükmeyen, sadece teorik düzlemde telaffuz edilebilecek bir senaryo bu grupların rejimle uzlaşmasıdır. Bir diğer senaryo, federatif bir çözüme gidildiği takdirde İdlib’in muhalefete bırakılan bir tür özerk bölge şeklinde tanımlanmasıdır.

Bu bağlamdaki bir tasavvur, ilk bakışta çok aykırı gözükmekle birlikte, bu grupların çözüme entegre edilmesi olabilir. Ciddi bir taramadan geçirilip IŞİD, El Kaide gibi unsurlar ayıklandıktan sonra kalan grupların ‘evcilleştirilerek’ sisteme dâhil edilmesi, hatta ÖSO’nun bu amaçla kullanılması bir çıkış yolu olarak gündeme gelebilir. Ancak bu grupların gerçekte ne ölçüde evcilleştirilebileceği de haklı bir sorudur. Ayrıca, bu seçenek Türkiye’nin cihatçı grupların hamisi olduğu imajını da yerleştirecektir.

Sedat Ergin’in yazısı