İşler iyi gitmiyor. İşleyen, iş gören ve Başbakan’ın önüne “sonuç” getirebilen bir hükümet aygıtı yok. Peş peşe yüksek perdeden sıralanan, herkesin “koskoca Başbakan söylediğine göre bir hikmeti vardır herhalde” diye akıbetini sabırla beklediği sözler anlamını, değerini ve ağırlığını kaybediyor. Başbakan’ın ağır ve abus çehresine rağmen ciddiyeti hızla tükeniyor.
“Başbakanlığı dinleyenler, böcek koyanlar, Teftiş Kurulu’nun çok ciddi tespitlerine rağmen serbest bırakıldı.” diyor, birisi. Kim? Başbakan. Başbakan biliyor, Başbakan’ın hiç şüphesi yok, Başbakan’ın elinde belgeler var. Savcılığın salıverdiği, Mahkeme’nin serbest bıraktığı emniyet mensuplarının zindanlarda çürümesi, bir daha gün yüzü görmemesi lâzım. Ne derin bir acz, ne hazin bir iktidarsızlık. Koskoca Başbakan, hakkını arayamıyor, mahremiyetine girenleri içeriye tıktıramıyor.
Basit bir olay deyip geçiştiremezsiniz. Her önüne geleni “paralel” diye yaftalayan Başbakan’ın ucundan yakaladığı, “inlerine giriyoruz” lafının yegane mesnedi olan soruşturma, tuzla buz olup darmadağın oluyor. Koskoca Başbakan, sıra arkadaşını şekerini paylaşmadı diye öğretmenine jurnalleyen ispiyoncu çocuğun durumuna düşüyor. Galiba ortada bir böcek hiçbir zaman mevcut olmadı veya bulanlar tarafından konuldu. Yine de Başbakan’ın yerinde olsanız ne derdiniz? “Nerede bu hükümet?”