METE ÇUBUKÇU
IŞİD öncülüğünde, aralarında Sünni aşiret ve örgütleri de bulunan güçlerin Irak’ın orta bölgesindeki ilerleyişi sürüyor. Bağdat-Musul arasındaki topraklar, yani Anbar bölgesiyle Suriye’nin doğusu neredeyse birleşiyor. IŞİD tıpkı Moğollar gibi yıkarak ve yakarak yürürken Suriye’de korku ve baskı üzerine kurduğu yönetimini, Irak’ta Sünnilerin desteğini alarak gönüllülük ve tepkisellik üzerine yapılandırıyor.
Çıkarılacak o kadar ders var ki!
IŞİD bir terör örgütü ancak böyle bir konuma gelmesini sadece terör olgusuyla açıklamak zor.
Diğer yandan Sünni yapının dışlanmışlığı IŞİD’ın yaptıklarını mazur göstermez. Hele Irak’ın orta bölgesinde olan bitenin birilerinin yazdığı gibi ‘Sünni Baharı’ ya da ‘devrim’le uzaktan yakından ilişkisi yok. Buna olsa olsa öncüsü IŞİD olan bir ‘isyan’ diyebiliriz. Yani, Musul vakasını sadece Sünni dışlanmışlığının, sisteme entegre edilemeyişinin bir sonucu olarak ele almak IŞİD’ı unutturmaya yönelik bir tuzaktır.
Dönüşü zor
Olup bitenlere makul kılıflar bulmaya ya da karmaşık kavramsallaştırmalarla açıklamaya gerek yok. Irak’ta dışlanan Sünnilerin tepkisi büyüktür. Aksi halde IŞİD’ın sadece kendi gücüyle böylesi bir harekete kalkışması pek mümkün görünmüyor. Saddam Hüseyin döneminden sonra Sünnilerin kendilerini hep dışarlıklı hissetmeleri, onlara yönelik operasyonlar, Maliki yönetimi tarafından baskı altına alınmları, ekonomik ve sosyal olarak Irak’ın zenginliklerinden yararlanamamaları… Bunların hepsi doğru.
Sünniler isyan etmiş ve bu isyan Irak’ın eskiye dönüşünü zorlaştırmış ve bölgeler birbirinden kopmuştur. Hele orta bölgedeki Şiilerin katledilme fotoğrafları, birlikte yaşamı giderek zorlaştıran gelişmeler. IŞİD Şiilerin düşmandır ve eğer Iraklı Sünniler de Şiileri öldürmeye başladıysa bu işin dönüşü zor görünüyor.
El Kaide realitesi
‘IŞİD’ın sadece bir dış komplo ürünü’ olduğu görüşünü savunanlar var. Bu görüş bolca taraftar da bulabiliyor; kimisi gerçekten inanıyor, kimisi Türkiye’nin Suriye ve Irak politikasındaki yanlışları örtmek için kullanıyor.
El Kaide başlangıç itibariyle ABD-Suudi Arabibtan-Pakistan gizli servislerinin ürünü olmakla birlikte yıllar içinde bağımsızlaşarak türevleri oluştu. Başkaları tarafından kullanıldığı kadar artık ‘kendisi’ bir realite haline geldi. Amerikan işgalinin yarattığı sonuçlardan sadece biri olan IŞİD’i bugün vardığı nokta sadece Amerikan işgaliyle de açıklanmayacak düzeyde.
Soru şu: IŞİD’e kim göz yumdu?
Konu Irak. Ama nedense kimse Suriye’den ve Suriye’de IŞİD’ın palazlanmasından ya da bu örgüte sessiz kalınmasından söz etmiyor.
Soru şu: Irak’taki koşullar ABD işgali sonucunda ortaya çıkarken Suriye’de IŞID’ın güçlenmesine kim göz yumdu?
Son dönemde IŞID’ın Esad güçlerine karşı savaşmadığı, Suriye muhalefetine yöneldiği biliniyor. Ancak, IŞID Türkiye’nin ‘kapı komşusu.’ Bayrakları dalgalanıyor, Rojava Kürtleriyle aralarındaki çatışmada IŞID’a ses çıkarılamıyor.
Yoksa ‘düşmanı birbirine kırdırma’ politikası mı güdülüyor?
Velhasıl, ‘Her şerde bir hayır vardır’ misali alınacak dersler var.
Ciddi revizyon lazım
Bu derslerin başında Türkiye’nin Irak ve Suriye politikasında ciddi bir revizyon geliyor.
Ortadoğu bir bataklık değil tabii ki ama zemini her zaman kaygan. Hesapsız atılan her adımın da bir karşılığı mutlaka var.
Unutmadan işler daha yeni başlıyor!