UFUK ÇALIŞKAN
ufuk@diken.com.tr
‘İkinci dalga’ yolsuzluk soruşturmasından alınarak Tekirdağ’a tayin edilen Savcı Muammer Akkaş’ın hazırladığı Gezi eylemlerine ilişkin ‘terör’ odaklı ilk iddianamede, polis şiddetinden tek satırda bile bahsedilmezken, 95 sayfada tam 340 kez ‘terör’ ve ‘terör örgütü’ ifadeleri geçiyor.
Dördü tutuklu 36 kişi hakkında üç ile 58 yıl arasında hapis cezası istenen iddianame Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesiyle (TMK 10) görevli İstanbul 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 3 Ocak’ta kabul edilmişti.
11 Haziran 2013 sabahı, Atatürk Kültür Merkezi’ne asılan pankart ve flamaları gerekçe göstererek Taksim Meydanı’na giren polisle direnişçiler arasında yaşanan çatışma sonrası gözaltına alınanlar hakkında ‘terör örgütü üyeliği’, ‘tehlikeli madde bulundurma’, ‘kamu malına zarar verme’, ‘ihtara rağmen dağılmama’ suçlamalarının yer aldığı iddianamede, dokuz polis memurunun ismi ‘mağdur’ olarak geçiyor. İddianamede, polisin 11 Haziran sabahı Taksim Meydanı’nda gerçekleştirdiği müdahalede eylemcilere karşı ‘orantılı güç’ kullandığı savunuluyor.
Gezi’de ne olmuştu?
Taksim projesi kapsamında Gezi Parkı’nda ağaçların kesilmesine engel olmak için 28 Mayıs’ta başlayan protestolar, dozu her geçen gün artan polis şiddetine karşı ülke çapında bir isyana dönüşmüştü. Olaylarda beş kişi yaşamını yitirirken, yüzlerce kişi yaralanmış, polisin hedef gözeterek attığı gaz bombası ve plastik mermiler nedeniyle onlarca kişi gözünü kaybetmişti.
‘Misket, twitter, bayrak, suç delili’
Halkın kendini polis şiddetinden korumak için aldığı tüm önlemlerin ‘terör faaliyeti’ kapsamına sokulduğu iddianamede, misket, twitter mesajı, baret ve bayrak da suç delilleri arasında.
Gezi eylemlerinin, ‘Dünyada ülkemizi zor durumda bırakmak, devletimizi itibarsızlaştırmak için ‘terör örgütü’ ve ‘marjinal’ grupların provokasyonu’ olarak tanımlandığı iddianamede, yasal partiler SDP (Sosyalist Demokrasi Partisi), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), ‘terör örgütü’ veya ‘terör örgütleri tarafından yönlendirilen kuruluş’ olarak tanımlandı. Polisin, 11 Haziran 2013’te Taksim’e girme nedeni olarak gösterdiği Atatürk Kültür Merkezi ve Taksim Anıtı’ndaki pankart ve flamalar da iddianamede kendine yer bulurken, pankart sahiplerinden Beşiktaş taraftar grubu çArşı da ‘marjinal’ ilan edildi.
Savcı solu birleştirdi!
Taksim’e olası bir polis müdahalesine karşı yapılacakları tartışmak için düzenlenen geniş katılımlı bir toplantıdan, SDP binasında bulunduğu iddia edilen bir ajandada yer alan notlara dayanarak bir ‘üst yapılanma’ sonucuna varan Savcı Akkaş, onlarca yıldır kimsenin yapamadığını yaparak Türkiye solunu birleştirmeyi de başardı!
Gezi Parkı’nda kurulan ortak yaşamda her ihtiyacın karşılıksız karşılanması da Savcı Akkaş tarafından, ‘üst yapılanma’nın gençleri örgütlemek için hayata geçirdiği kararlardan biri’ olarak gösterildi. Gezi sürecinde halka karşı kimyasal ve yaralayıcı bir silah olarak kullanılan biber gazından korunma yöntemlerinin yer aldığı yazılar suç delilllerinden biri olarak kabul edildi.
Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan terör örgütü mensubu
İddianamede, 68 hareketinin liderlerinden Deniz Geçmiş ve Mahir Çayan’ı da ‘terör örgütü lideri’ olarak tanımlayan Savcı Akkaş, Gezmiş ve Çayan’ı anma eylemlerine katılmayı da suç kapsamında değerlendirdi.
Yedi misketle iddianameye girdi
İddianamede ‘terör örgütü üyeliğiyle’ suçlanan E. T. Y. hakkındaki suçlamalar ise Gezi eylemlerine katılması ve üzerinde yedi adet misket bulunması. Kadın cinayetlerini protesto için ‘Erkeklerin sevgisi her gün beş kadını öldürüyor’ ibareli bir fotoğrafı twitter üzerinden paylaşan G. A. da, Savcı Akkaş’ın ‘terör’ radarına takılan isimlerden oldu.