Türkiye’nin en büyük maden faciasının yaşandığı ve en az 301 işçinin hayatını kaybettiği Soma’daki ocakta yeraltında kullanılması yasak olduğu halde dizel kepçelerin çalıştırıldığı ortaya çıktı.
Radikal gazetesinden İsmail Saymaz’ın haberine göre soruşturma kapsamında dinlenen işçiler, faciadan yaklaşık altı ay önce bir dizel kepçenin çalışması sırasında göçük meydana geldiğini anlattı. İşçilerden, Engin Çakır, yeraltında elektrikli makine çalışması gerektiğini ve dizel makinelerin ayrı bir duman çıkardığını belirtirken, “Ama benim kullandığım Tamrak, Aramine, GHH, Sandik marka kepçeler dizel kepçelerdir” dedi.
Çakır, 2013’ün Aralık ayında ise bu kepçenin çalıştırıldığı yerde bir göçük meydana geldiğini ve bir kişinin kolunun kırıldığını söyledi.
Nefeslik yapılmadı
Tanık olarak dinlenen diğer işçilerin ifadeleri de madende iş güvenliği konusundaki ihmalleri bir kez daha dile getirdi.
Arafat Özdemir, gaz maskesi takmayı bakarak öğrendiğini, kimsenin bu konuda kendilerine bir eğitim vermediğini söyledi.
Gökhan Kocabıyık ise U3 panosunun olduğu noktada, olaydan 20-25 gün önceden itibaren sıcaklık artışının hissedilir derecede olduğunu ifade ederken, “Ama üretimi engellememek için önlem alınmadı. Oraya öncesinde küllü su basılsaydı böyle bir olay olmazdı. S panosunun olduğu yerde üst kata nefeslik yapılmadığı için gelen duman oraya doldu ve çıkış bulamadığı için arkadaşlarda fazla zayiat oldu” diye konuştu.
‘Boş boş durma’ tokadı
İşçilerden İbrahim Tire ise madende üzerindeki baskıları bir örnekle anlattı: “Yukarıdan malzeme sarıp kulikara (malzeme taşınan araba) yer altına indirilmek üzere bırakmıştım. Sonra madene indim. Ekip başı Doğanay’a malzeme sardığımı, kulikarla geleceğini söyledim. ‘Kulikarların geleceği noktada bekle, malzemeler gelince getirirsin’ dedi. Kulikarın geleceği noktada oturarak bekledim. Bu sırada (vardiya amiri) İsmail Adalı geldi. Niye oturduğumu ve boş boş durduğumu sordu. Ben de durumu anlattım. Kızıp tokat attı ve küfretti. Ekmeğimden olmamak için şikâyetçi olmadım.”
