Moody’s bize değil, elinde yatırım yapılabilecek fonları olanlara “kılavuzluk” yapan bir kredi dereceleme kuruluşu. ‘Borçlulara yardım cemiyeti’ değil. Bu yüzden içeride siyasi klişe halini alan “bizi yıkmak istiyorlar”, “Türkiye’ye operasyon çekiliyor” bakışı, aynı şeyleri yapmaya devam etmekten başka bir şey değil.
Moody’s, son not indirimindeki açıyı iki başlıkta sunuyor; biri kurumların çöküşü ki bu diplomatik bir dille “süregelen kurumsal gücün kaybı” diye sunulmuş, diğeri ise dış şoklara karşı artan risk.
Moody’s kurumsal güç kaybına örnek olarak Merkez Bankası’nın etkisiz para politikasındaki giderek artan erozyon ve temel ekonomik reformların ertelenmesini göstermiş.
Moody’s “kurumsal güç kaybı” sözüyle, aslında temel olarak güçler ayrılığı ve hukukun üstünlüğünden uzaklaşmaya işaret ediyor.
Geldiğimiz yer şurası; bunlara gözümüzü kapasak da inkâr ederek “siyasi karar” desek de sonuçlarından kaçamıyoruz.