Adam yorgana hallenmiş öyle mi, ahhahasddf? Bas espriyi, ver sinizmi yürüsün.
Peki biz bu uç fikirleri ve insanları teşhir edip eğlendiğimizde onlar açısından ne oluyor? Biz rezil olduklarını sanarken onlar yüzbinlerce takipçi kazanıyor. Daha önce hiç ulaşamayacakları kitlelere kontrolsüzce ulaşıyor ve bu işten her açıdan kazançlı çıkıyorlar. Biz sanıyoruz ki, herkes bizim gibi saçma bulacak, dalga geçecek, eğlenecek. Onun öyle olmadığı, bu insanların zaten hitap edebildikleri çevrelerde itibar kazandığı da görülüyor. Böylece kötülüğün imalatı ve yaygınlaşmasında bizim paylaşımlarımızın da hatrı sayılır bir yeri oluyor. Belki de sandığımızdan daha zekice bir stratejiyle bilinçli olarak bizi bu sürece dahil ediyorlar. Biz de karşılığını, rt olsun, like olsun, takipçi olsun alıyoruz. Alıyoruz da değiyor mu?
“Ne yani tüm bu kötü fikirleri görmezden mi geleceğiz?” şeklinde tepki verebilirsiniz. Maalesef, yargıyı harekete geçirmesi gereken “hedef gösterme” vs. gibi şeyler olmadığı sürece en doğrusu bu gibi görünüyor. Burada hem gazetelerin hem de okurun / izleyicinin üzerine düşenler var. Bağımsız medya bile bunları cımbızlayıp tık uğruna takipçilerin önüne attığı sürece, onlar bu fikirleri yaymaya devam edecek. Nasıl Zeki Müren’ler alkışlarla yaşıyorsa, kötü fikirler de tepkilerle yaşıyor. Okur veya izleyici bu kötülük saçan haberlere ilgisizleştiği sürece de medya üretmekten kaçınacak.
Soru şu: Biz biraz rt, like, takipçi, tıktan vazgeçip saf kötülüğün yayılmasını engellemeye var mıyız? Çünkü iyi veya kötü her fikrin mezarlığı ortak. O da sessizlik.