Taha Akyol: 'İkrah geldi bu siyasi hutbelerden'

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Dindar bir okurumun yorum köşesinde yazdıkları üzerinde düşünmeliyiz: “Cumanın farzına kadar bekliyor ve kılar kılmaz çıkıyorum, ikrah geldi bu siyasi hutbelerden…”

Din siyasetle özdeş gösterilirse, bunun ne gibi etkilerinin olabileceğine dair yaygın bir örnektir bu.

Sayın Hayrettin Karaman bir yazısında “İslâmî sistem referans olarak değil ama mekanizma olarak başkanlık sistemine benzer” diye yazmıştı. (Yeni Şafak, 25.11.2015)

Referandum sırasında da ‘evet’ oylarını “bizi hedefe yaklaştıracak olan bir adım” diye niteleyerek bunun ‘farz’ olduğu bile yazdı. (13.4.2017)

Peki, samimi dindar bir Müslüman parlamenter sistemi tercih ediyorsa ne olacak?

Dahası, başkanlık sistemine sempati duyan bir Müslüman, önerilen sistemde mesela kuvvetler ayrılığının zayıflayacağını düşünerek ‘hayır’ oyu verdiyse, ‘farz’a aykırı davranmış mı olacak?

Aslında İslam hiç bir sistemi emretmemiştir. Nitekim Peygamber Efendimiz vefat ettiğinde, yeni yöneticinin nasıl belirleneceği konusunda Müslümanlar şaşırmışlar, hatta Hz. Ebubekir “Keşke vefatından önce Resulullah’a sorsaydık” demiştir.

Demek ki, hiç bir sistem adil olmak şartıyla farz da değildir, günah da değildir.

Taha Akyol’un yazısı