‘FETÖ’nün medya ayağı’na mensup olmakla suçlanan yazar Mehmet Altan, “AYM doğal olarak savunmalarımı dikkate alıyor. 18 aydır beni zorla tutan mahkeme, idam olsa idam isteyecek, savcı değerlendirmiyor” dedi.

Altan hakkında ‘cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet isteniyor.
Cumhuriyet’in aktardığına göre, Altan “AYM özgürlük ve güvenlik hakkımın, yani Anayasa’nın 19. maddesinin ihlâl edildiğini saptadı” dedi. Savunmasına bu girişle başlayan Altan, mahkeme başkanınca uyarıldı. Mahkeme başkanı, “Esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanlarla devam etmezseniz mikrofonunuzu kapatacağım” dedi.
Altan evinde bulunduğu belirtilen 1 dolar hakkında ise şunları söyledi: “Ben örgüt üyesi olmadığıma göre, F serisi 1 doları savcı neden iddianameye koyar, anlaşılır gibi değil.”
Altan’ın savunmasından satırbaşları şöyle:
-Savunmalarım, kasıtlı ve bilinçli bir şekilde yok sayılıyor. Neden? Çünkü savunmalar dikkate alınsa delil göstermeden zorla hapishanede tutmak mümkün olmayacak. Mağdur edilmemin en tatsız tarafı suç olmayan, yersiz, anlamsız suçlamalara cevap vermek, bunlara karşı savunma yapmak durumunda kalmak.
– Mağdur edilmemin en tatsız tarafı suç olmayan, yersiz, anlamsız suçlamalara cevap vermek, bunlara karşı savunma yapmak durumunda kalmak. AYM doğal olarak savunmalarımı dikkate alıyor. 18 aydır beni zorla tutan mahkeme, idam olsa idam isteyecek savcı değerlendirmiyor.”
– Savcı beni gözaltına aldırdıktan sonra delil ararken polis kayıtlarında gözaltı tarihimden 4 yıl önce FETÖ’cü polislerin teknik takip yaptıkları AKABE Vakfı’nda adıma rastlıyor. Savcı gözaltına alınmamdan 4 yıl önce tutulmuş sıradan bir teknik takip fişinde adıma rastlamaktan dolayı çok seviniyor. Savcı hemen emrindeki iki polis memuruna söz konusu konferans hakkında konferanstan 4 yıl sonra, gözaltına alındığım gün, tutanak tutturuyor. Tespit tutanağında da iki polis memuru savcının isteği doğrultusunda kendi kanaatlerini yazıyor. Siz böyle bir hukuk gördünüz mü?
– AYM benimle ilgili ihlal kararı verirken, bireysel başvurularda bütün diğer Anayasa Mahkemelerinin yaptığı gibi, ortaya delil diye sürülen iddiaları da teker teker incelemiştir. Esas hakkındaki mütalaada delil diye ortaya sürülenlerden biri de 8 yıl önce yazdığım Balyoz yazısıdır. Savcıya göre, o günlerin en güncel konusu olan Balyoz davası konusunda fikir beyan etmek, ‘örgüt ideolojisi ve stratejisi doğrultusunda’ kamuoyu oluşturmaya çalışmak anlamına geliyor. Aslında bunlar gülüp geçilecek tutarsızlık örnekleri. Ama sizi ağır cezalara çarptırmak isteyen savcılardan gelince ciddiye alıp savunma yapmak durumunda kalıyorsunuz.
– Savcı, daha doğru dürüst aktaramadığı bir cümleyle benim askeri darbe ortamının var olduğunu ifade ettiğimi söyleyebiliyor. Savcı programdaki sözlerimize dayanarak darbe girişimini bildiğimizi söylüyor. Nereden çıktı, ispatı nerede, o da yok. Savcı öyle söylüyor ya, yeter. Bir de ‘terör örgütü ile fikir ve eylem birliği içerisinde olmadan bilmeleri’ lafı var, ama gene delil yok…
– Savcıya göre örgüt üyesi değilim, ama ‘din devleti’ kurmak isteyen bir terör örgütü ile fikir ve eylem birliği içindeyim. Nasıl oluyor?
– Düşüncelerim ve duruşum aynı ama hapishanedeyim, neden? Çünkü siyasal iktidar son gelişmenin de gösterdiği gibi meşruiyetten ayrıldı. Anlattığım gerçekler ve AYM kararı ortada iken, ceza içeren bir karar söz konusu olursa ‘adalet mülkün temeli’ olmaktan tamamıyla çıkmış olacaktır. Böyle bir durumda, herkes kendi kendine ‘Yargıladığım gibi yargılanmak ister miyim?’ diye sormalı.
Savunmasını tamamlayan Mehmet Altan’a üye hakim Fethullah Gülen’le görüşüp görüşmediğini sordu.
Altan, “Aralarında Ardan Zentürk ve Mahmut Övür gibi isimlerin bulunduğu yaklaşık 10 kişilik bir grupla Gülen’le görüştüm” dedi.