ABD bize çok kızgın, çok. En az bizim onlara kızdığımız kadar. Kim dedi onlara bizim dünyalık menfaat karşılığı dinimizi satacağımızı. O gün kendilerine bir şey söylemiyor idi isek, “kısık seslerdik” o zaman, sesimiz kısıktı, ya da kısılmıştı.
Bizim adımıza konuşanlar kendi adamları idi. Söylememiz istenen şeyler, önümüze konulan dayatılan sözlerdi. Kızacaklarsa FETÖ’cülere kızsınlar. BÇG’liler bizim kendileri için tehdit oluşturduğumuzu tekrarlayıp durdular. Onlar BÇG’lilere değil, FETÖ’cülere Fuller’gillere inandılar, kandılar.
Kendi başlarına gelin-güvey oldular. Bize niye kızıyorlarsa, Gülen’e kızsınlar. Onları Gülen’i kandırdı, Gülen de onları. Bu haltı birlikte yediler. Bu iş Muhteris’le Tamahkar’ın ortaklığından ibaret bir iş. Birbirlerine dişleri geçmiyor, bize saldırıyorlar. Kendilerine bir “günah keçisi” arıyorlar.
Canınız cehenneme. Kızacaksanız, birbirinize kızın. Ben Fuller’e ilk görüştüğümüzde söylemiştim: “Biz Müslümanlardanız, gayrimüslimlerle Müslümanlar üzerine pazarlık yapmayız. Eğer sizden korkarak ve vaad ettiklerinize tamahkarlık göstererek size meyledersek, bilin ki, ahiret gününün hesabını hatırladığımız gün size ihanet ederiz. Onun için bizimle pazarlık etmeyin ve size verilen sözlere kanmayın”. Selâm ve dua ile..