Musul Başkonsolosumuzdu. DEAŞ tarafından kaçırıldı ve ülkesinin büyük fedakârlıklarıyla kurtarıldı. Bir de, Başbakan tarafından alnından öpülmek suretiyle ödüllendirildi. Bana kalırsa, cezalandırılmalıydı.
Çünkü Ankara’nın uyarılarını kulak arkası etmiş, konsolosluğu boşaltma konusunda atıl (bir diğer ifadeyle gevşek) davranmıştı. Buna rağmen, ülkesi, bu ataleti takaza konusu yapmadı. Onu (ve refakatindeki vatandaşlarımızı) terör örgütünün elinden kurtarıp bağrına bastı.
Peki, Öztürk Efendi ne yaptı? Buradan elde ettiği haksız “ün”le şansını bir de politikada denemek istedi ve CHP Genel Başkan Yardımcılığı’na kadar yükseldi.
Başkonsolos olarak görev yaptığı dönemde FETÖ’cülerle görüşüyordu. Daha doğrusu görüşüyormuş… Bunun belgeleri ortaya çıktı ama Öztürk Efendi devletin “suç örgütü” kabul ettiği FETÖ’yle niçin irtibat kurduğunu ve bugün hepsi kaçak olan FETÖ üyeleriyle ne görüştüğünü açıklamadı.
Bunun cevabını merak ediyoruz…