Film endüstrisinde kadınlara taciz olayları üst üste açığa çıkınca başlayan süreç hakkında Catherine Deneuve de fikir beyan etti. Bir mektup yazarak son durumu ‘cadı avı’na benzetti. Peki gerçekten öyle mi?
Mektubun yayımlanmasından sonra ‘erkek’ cephesinde bir sevinç dalgası sezdim. Gazetelere de yansıyan görüşler ‘çok yaşa Catherine’ havasında. Buna karşılık kadın cephesinde bir öfke tonu var. Catherine Denevue neredeyse ‘cinsiyet haini’ ilan edilecek.
Gazetelerimizdeki görüşlere filan bakınca bir kafa karışıklığının ülkemize hakim olduğunu söylemek zorundayım. Mesela bizim gazeteden Cengiz Semercioğlu soruyor: “Bir kadına ‘Ne kadar hoşsun, seni çok beğeniyorum’ demek cinsel tacize girer mi?”
Şunu söyleyeyim ki, evet Cengiz kardeşim, bir kadına durduk yerde “Ne kadar hoşsun, seni çok beğeniyorum” demek cinsel tacizdir. Bir tek şey hariç: Eski tabirle kadının açıkça ‘pas atmış’ olması gerekir ki bunu bir kadına korkmadan söyleyebilesin.
Hele bir tür amir-memur ilişkisi varsa; erkek, kadının kariyerini şu ya da bu şekilde etkileme gücüne sahipse; böyle söylemesine de gerek yok, kolunu ‘arkadaşça’ omzuna atması bile cinsel tacizdir!