Birkaç günden beri Tübitak’ın bir dinleme kaydı hakkında verdiği “Bilimsel” rapor tartışılıyor, hatta tartışılmaktan da öte, “Parça hecelerden yeni kelimeler türetildiği” şeklindeki bilimsel veri hayli yaygın tatavalara sebep olmakta.
Rapor, eğer sahih kabul edilirse, bu montajı yapan kişilerin âcil olarak “montaj ve düblâj” branşlarında Oscar (veya Nobel de olur, farketmez!) ödülü almaları gerekiyor. Hece birleştirmekteki kuyumcu sabrı ve titizliğini anladık fakat yapıştırılan hecelerin tamamına dramatik bir aksiyon arkaplanı verebilmek ancak sanatkârâne bir emektir ve ödülle taltifi gerekir.
Neresinden bakılsa talihsiz bir durum; hükümetin emrindeki ilmi bilirkişi heyetlerinin güvenilirlik krizine düşmesi pek fena.
Madem iş bu raddeye geldi, zihnimi kemirip duran bir küçük suali sormadan geçmeyeceğim: kayıtların montaj ve düblâj olduğu iddiasıyla, “Bu günaha nasıl girilir” verip veriştirenlere sormak isterim: Velev ki iftiradır, montajdır ve külliyen yalandır ve bu cürmü işleyenlerin vebâli pek ağırdır; peki, milyonda bir ihtimâl de olsa iddialar doğru ise, ortaya çıkacak fıkhî vaziyet (veya rezâlet) nedir; bir de bu “fikr-i muhâl” üzre fıkhî egzersiz buyrulsa?