Soli Özel: Binali Yıldırım'ın ABD ile diyalog kanallarını açması bile başarı olur

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye kamuoyu, kanlı darbe girişiminin akabinde ABD’nin verdiği tepkiyi geç ve yetersiz bulduğu ve geçmişteki darbelerde ABD’nin askeri rejimlerden en azından siyasi desteğini esirgemediğini bildiği için Washington’dan kuşkulanıyor. Bu kuşku, PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD/YPG ile ABD’nin girdiği askeri işbirliği nedeniyle katmerleniyor. FETÖ elebaşısı Fethullah Gülen’in ABD’deki varlığı, iadesinin gerçekleşmemesi, Amerikalıların “Verdiğiniz dosyalar Amerikan yargısı açısından yeterli bulunmuyor” itirazlarına rağmen öfkeleri bileyliyor.

ABD açısındansa; Türkiye’nin İran ve Rusya ile kurduğu yakın ilişkileri, S-400 füzesi alma çabaları, ülkede yükselen anti- Amerikan havada siyasilerin düşmana karşı söylenecek türden sözlerinin payı, tutuklanan Amerikalıların o tarafta birer rehin gibi algılanması ve son olarak Amerikan konsolosluklarında çalışan Türklerin de tutuklanması, sert bir tepkiyi tetikledi. Bunların yanı sıra Washington’da elçilik önünde gösteri yapanların dövülmesinin yarattığı olumsuz hava Türkiye’nin Kongre’deki desteğini de eritip bitirdi. Başkan Trump’ın “İlişkiler hiç bu kadar iyi olmamıştı” sözü de bu bağlamda havada kaldı. Son olarak da Reza Zarrab davasının duruşmalarının yaklaşması, bu davada yaşanabilecek gelişmelerin hem Türkiye siyasetinde hem de ekonomisinde olumsuz etkiler yaratma ihtimali, ilişkilerdeki zehir miktarını da artırdı.

Yumuşak bir kişiliği olan Başbakan Yıldırım’ın bu denli gergin, karşılıklı anlayışsızlıkla malul bir ilişkiyi bir nebze olsun normalleşme yoluna sokabilmesi ve diyalog kanallarını açması bile büyük bir başarı olacaktır.

Soli Özel’in yazısı