İktidarı demokratik seçimler yoluyla devralmaya aday bütün siyasi partilerin temel sorusu olması gereken başlıktaki soru sorulmadan seçimlerin, seçimde yarışacak adayların konuşulması en hafif deyimle büyük bir siyasi öngörüsüzlüktür.
Ülke, içeride İslamcı yeni Türkiye Rejimi ve dışarıda yeni Osmanlı hülyalarıyla, gerçeklikle bağı her gün azalan bir siyasi iktidarın bütün anayasal bağlarından kurtularak sürüklediği bir katar gibidir. İktidar değişikliği ise rejimin liderinden, bürokratına; parti yöneticisinden partiden emir alan yargıç ve rektörlere kadar herkesi korkutmaktadır.
Sorunun gerçekliğinin ikinci yönü ise seçmen desteği her geçen gün azalan bir siyasal rejimin demokratik bir seçimle sonlanabileceğine inandırılması gereken kitleler sorunudur. Bu gerçek, ülkenin geleceğine dönüktür; AKP dışında bir seçenek görmemiş gençlere, AKP kendileri için hiçbir zaman seçenek olmamış kadınlara, özgürce, onurlu ve öngörülebilir bir geleceğe sahip olmak isteyen bir halka dönüktür.
Bugün Türkiye’deki herkes tarafından yükseltilmesi gereken temel talep, referandumdan sonra yükseltilmesi gereken talep neyse, adalet mitinginde yükseltilmesi gereken talep neyse odur. OHAL kaldırılmalıdır. Gerçek bir seçim ancak böyle mümkün olabilir.