'Müfettişle Cuma'ya da gidilir, rakıya da. Yeter ki maden ocağı kapanmasın'

 

BERİL KÖSEOĞLU

berilkoseoglu@diken.com.tr

Soma’da en az 301 kişinin hayatını kaybettiği facianın ardından Çalışma Bakanlığı’nın denetim sistemi tartışılırken, bir mühendis ocaklarda müfettişlerden olumlu rapor almak için nasıl ‘nabza göre şerbet verildiğini‘ anlattı. Facianın yaşandığı madeni yakından bilen ancak ismini vermek istemeyen mühendis, müfettişlerle ‘gerekirse cuma namazına, gerekirse rakı masasına gidildiğini‘ söyledi.

‘Hiç rakı muhabbetine girme’

DİKEN’in görüştüğü mühendis, şöyle konuştu:

İşin tuhaf kısmı şu ki, bu resmi şekilde olmaz, kimse söylemez ama kimse de toz kondurmaz; işletmeciler kendi ocaklarını kimin denetlemeye geleceğini araştırır. Biz de yaptık bunu zamanında. Gelecek kişi ‘neci’dir; buna bakılır. Sonra derler ki, “Bu arkadaşla hiç rakı muhabbetine girme, geldiğinde siyasi muhabbet de yapma. Mesela cuma günü gelirse cumaya gidin, yemeğinizi yiyin için.” Ya da, “Rakı masası yapın siz bu adamla” derler. “Bu adama hiç bulaşmayın kardeşim, babasını bile affetmez, onun bile ocağını kapatır” da diyebilirler.

‘Teknik nezaretçi maaşını denetlediği adamdan alıyor’

tag-reuters.com,0000-binary_GM1EA5E169L01-BASEIMAGE

Türkiye’deki madenler ‘iç’ ve ‘dış’ olmak üzere iki şekilde denetlenirken, konuştuğumuz maden mühendisi iki sistemde de ciddi çarpıklıklar olduğuna dikkat çekiyor. Örneğin, ‘iç denetleme’de teknik nezaretçiler ve iş sağlığı güvenliği uzmanları koordineli çalışıyor. Ancak öncelikli sorumluluğu üstlenen, eksik noktalara dair iki haftada bir tuttuğu defteri en yetkili kişiye veya işletme sahibine imzalatmak zorunda olan teknik nezaretçi, Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) tarafından atansa da, maaşını işveren, yani bizzat denetlediği ocakların sahibi ödüyor. Konuştuğumuz mühendis, “Bu noktaya özellikle dikkat çekilmeli” diyor.

‘Bir bakarsınız Ankara’da bir yemek olur’

Dış denetlemeyse, Soma gibi bir ‘maden ilçesi’ne ‘yabancı‘ olanları hayrete düşüren bir sistemle yapılıyor. Mühendis, özellikle Kütahya’nın Gediz ilçesindeki ocaklarda edindiği deneyimleri ve ‘danışıklı dövüş’ü, “Bir bakarsınız Ankara’da bir yemek olur” diyerek şöyle anlatıyor:

Çalışma Bakanlığı altı ayda bir periyodik denetlemeler yapar. Denetlemeye gelmeden önce haber gönderilir, ‘Biz iki hafta içinde geliyoruz’ derler. Sonra bir bakarsınız Ankara’da Bakanlık’ta veya Maden Mühendisleri Odası’nda bir yemek daveti veya toplantı olur. Toplarlar bizleri, derler ki, ‘Bizim sizi denetleyeceğimiz konular şunlar, bu sene şunlara dikkat edin. Dikkat etmeyecekseniz söyleyin, biz baştan gelmeyelim’ derler.

‘Müfettiş gider, perdeler kalkar’

Peki tüm bunların sonucunda nasıl bir denetleme yapılıyor? İşletme sahipleri kendilerini göz göre göre ele veriyor mu? “Denetlemelerin ne kadar düzmece olduğunu anlıyorsunuz” diyen mühendis, sorunların denetimler sırasında genelde ‘perdeleme‘ veya ‘barajlama‘ denilen sistemle gizlendiğini anlatıyor:

“Müfettişler yeraltına iniyor ama bazı şeyleri göstermiyorlar. Müfettişlerin geleceğini iki hafta önceden bilen ama eksikliklerinin de farkında olan işletmeciler, müfettiş geldiğinde buraları perdeler. Müfettişe, ‘Biz burada ürettik ama kapattık’ derler. Müfettiş gider, perdeler kalkar, sistem yeniden kurulur, çalışmaya devam edilir. Bunu Soma’da yaptılar mı bilmiyorum. Ama illa yapmışlardır. Çünkü madencilikte yapılmayan yer yoktur.”

 ‘Rüşvetlerini alıp çekip gittiler’

Peki madene inmeden olumlu rapor veren veya rüşvet alan bir müfettiş görmüş mü? Yanıt, “Bir defa, ama evet.”

Ekip sayılarında sıkıntı yoksa, iki bamüfettiş ve dört müfettiş gelir. Bölgeleri gezerler, başmüfettişlerden biri girer, biri girmez. Gediz’deki denetlmelerde girmediklerini bir kere gördüm. Ocağın ağzına geldiler, ‘Girmeye gerek yok, yazıyı yazın, şurada bir rakı içelim’ dediler. Sonra patronla ayrı konuşup, rüşvetlerini alıp çekip gittiler.”