Aydın Engin: Benim bile bu yaşta beş gün polis nezarethanesinde konuk edildiğim bir yıl

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ey okur!…Geçen yılın 5 Temmuz’unda Cumhuriyet’in o sırada henüz “dışarıda” olan elebaşıları “Gel, bir işe yara” deyip çağırmışlardı.

Haftada dört yazıdan ibaret Cumhuriyet mesaimi, Liman Kahvesi’nde adaçayına okey partileri ile tamamlayıp, Marmara Adası’nda günümü gün ederken yollara düşmüş İstanbul’a zorunlu dönüş yapmıştım.

On gün sonra da “Allah’ın lütfu” gelmiş, tepemizde jetler uçmaya başlamış, daha gün kararmadan darbeye kalkışan salaklar yüzünden Cumhuriyet binasına demir atmıştım.

İki gün sonra tam bir yıl geçmiş olacak.
Ne bir yıl ama!

12 arkadaşımı “Reis’in devleti”nin tutsak ettiği, benim bile bu yaşta beş gün polis nezarethanesinde konuk edildiğim, gazeteyi aksatmadan sürdüren genç arkadaşlarımın sürmenaj sınırında dolandıkları bir yıl.

Yani 52 hafta, yani 365 gün… (Saat, dakika filan da sıralayacaktım ama bu kafa ile hesaplayamıyorum. Onu da siz yapın).

Tamam, bu yazı bu kadar. Ben şimdi, duşun başlığına içi buz dolu bir plastik torba bağlayıp, o torbada iğne ile küçük delikler açıp…

Aydın Engin’in yazısı