İstibdat, günümüz Türkiye’sinde yönetimin belirgin niteliğidir. Bu topraklarda bilinen, yaşanmış, adı konmuş bir idare tarzıdır. Türkiye’de seçmen topluluğunun yarısının 16 Nisan’da kullandığı “hayır” oyu, esas olarak iktidarın istibdat hevesine karşı verildi.
Bugün Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü, dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet demiş olmanın kefaretini ödemek olarak görülebilirse de, bu istibdat idaresine karşı, şiddete başvurmadan, barış içinde yükselen bir sestir. Enis Berberoğlu, Selahattin Demirtaş, diğer tutuklu milletvekilleri ve gazeteciler, idarenin ceberutluğunun, mahkemelere aldırttığı karakuşi kararların simgesidirler. Bu nedenle Adalet Yürüyüşü, gerçekten istibdat idaresine karşı bir yürüyüş olacaksa, Maltepe’de bitmemeli, Silivri’den geçip Edirne’ye kadar uzanmalıdır.