Korgeneral Talu: Yol göstermedim, saatin öne çekilmesinde payım yok

 

Darbe girişimine ilişkin ‘çatı davası’ kapsamında ifade veren eski Genelkurmay personel başkanı korgeneral İlhan Talu, karargahta darbeci askerlere yol göstermediğini ve darbe girişiminin saatinin öne çekilmesinde payı olmadığını söyledi.

Fotoğraf: DHA

Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampusü’ndeki Ankara 17’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanan ‘çatı davası’nda darbe girişimini üstlenen ‘Yurtta Sulh Konseyi’nin üyesi olduğu iddia edilen 38 sanığın da aralarında bulunduğu toplam 221 sanık hakim karşısında.

Talu, 15 Temmuz saat 21.23’te Genelkurmay karargâhını ele geçirmek için içeri giren darbeci gruba bina içinde yol göstermek ve darbe girişiminin erkene çekilmesinde rol almakla da suçlanıyor.

Hürriyet’ten Mesut Hasan Benli’nin haberine göre Talu, birlikte yargılandığı eski Genelkurmay personel plan yönetim daire başkanı tuğgeneral Mehmet Partigöç’le iki yıl birlikte çalıştıklarını söyledi.

Talu şöyle devam etti: “Partigöç’ün ‘FETÖ’cü olduğu yönünde istihbarat bilgileri vardı. Partigöç, şûrada aynı şekilde üçüncü yıldan değerlendirmeye gireceği için kendisiyle ilgili MİT’e ve emniyete de hassas kaynak araştırması yaptırmıştık. Bu hassas kaynak araştırmalarında da Partigöç ile ilgili Fethullahçı olduğu yönünde bilgiler gelince ben durumu Genelkurmay başkanı, Genelkurmay 2’nci başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na arz ettim. Genelkurmay başkanı ve Genelkurmay 2’nci başkanı benim de hazır olduğum bir ortamda, Partigöç’le ilgili gelen kayıtlara inanmadıklarını belirtmişlerdir. Bütün komutanların ortak kanaati çok başarılı ve faydalı hizmetler veren bu personelin bir husumete, karalamaya maruz kalıp kaybedilmemesi ve kazanılması olmuştur. Benim bu konuda hareket tarzımın ne olacağına dair birinci amirim orgeneral Yaşar Güler’e sormam üzere ‘Bir şey yok. Biz ona güveniyoruz’ cevabını aldım.”

Kendisi hakkında yapılan özel araştırmalar neticesinde ‘FETÖ/PDY’ ile bağının bulunmadığını söyleyen Talu, “Hayatımın hiçbir dönemimde FETÖ içinde yer almadım ve FETÖ/PDY ile etkin mücadele ettiğim bilinmektedir. Bu kadar mücadele eden bir insanın darbe girişimine katılmadığı açıkça görülmektedir” diye konuştu.

‘İsimleri MİT müsteşarı da teyit etti’

Talu, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını ise şöyle anlattı: “Öğlene kadar iki defa Genelkurmay makamına gitmek için komuta katına gittim. Saat 19.55’e kadar komuta katına hiç çıkmadım. Kara Kuvvetleri komutanı ve MİT müsteşarının karargahta olduğunu bilmiyordum. Akşam görevimin başında iken Genelkurmay başkanı beni aradı, makamına çağırdı. 19.55’de komuta katına girdim. Makama girdiğimde Genelkurmay başkanı ve MİT müsteşarı çalışma odasında oturuyordu. Genelkurmay başkanı, Kara Havacılık Komutanlığı’nda Fethullahçı yapılanma dosyasında adı geçen albay Mustafa Dağlı ve binbaşı Deniz Aydemir hakkında bilgi sordu. Ben de öğleden önce verdiğim TSK’daki PDY çalışması dosyasından isimleri gösterdim. Bu isimleri MİT müsteşarı da teyit etti. Genelkurmay başkanı benden bu şahısların safahat kartlarını getirmemi istedi. Safahat kartlarını getirmek üzere makamdan ayrıldım. Elimde TSK’daki PDY dosyası var. O şahısların safahat kartlarının yerlerini işaretleyip makama ikinci defa gitmek için saat 20.09’da komuta katına girdim. Safahat kartlarını Genelkurmay başkanına arz edip kendi odama girdim. Makamdan çıkarken MİT müsteşarı halen oradaydı. Genelkurmay başkanı makamında yapılan görüşmede Kara Kuvvetleri komutanının Kara Havacılık Komutanlığı’na gittiği, tutuklamaların olacağı, tuğgeneral Ünsal Coşkun’un tutuklanacağı konularının hiçbiri olmamıştır. Makamıma geldiğimde adli müşavir ve askeri savcının makamımda olduğunu gördüm ve neden geldiklerini sordum. Kara Kuvvetleri komutanı ve Kara Kuvvetleri kurmay başkanının, Kara Havacılık Komutanlığı’na gittiklerini ve muhtemel tutuklanma olacağını adli müşavirden öğrendim.”

Huduti’yle görüşme

Durumun ne olduğunu öğrenmek için “Makam odasına kimse girmesin” diye emir verdiğini aktaran Talu, bir süre sonra silahlı çatışma ve helikopter seslerini duyduğunu anlattı.

Dönemen 2’nci Ordu komutanı orgeneral Adem Huduti’nin kendisini saat 23.00 sıralarında aradığını anlatan Talu şöyle devam etti: “Hiç kimseye ulaşamadığını, genelkurmay karargahından, altında Cemil Turhan albay ve tuğgeneral Mehmet Partgöç’ün isimleri olduğu bir takım atama ve görevlendirme mesajlarının geldiğini söyledi. Ben darbecilerin mesajlar yayınladığını ilk o zaman öğrendim. Partigöç hakkında FETÖ üyesi olduğu yönünde yazılar geldiğini bildiğimden bu kalkışmanın FETÖ tarafından yapıldığını değerlendirdim. Huduti’ye Genelkurmay karargahının tam teçhizatlı askerler tarafından basıldığını, dışarıda yakaladıklarını derdest ettiklerini, bu faaliyetin emir komuta dışında bir kalkışma olduğunu, arkasında FETÖ olduğunu düşündüğümü, Genelkurmay’dan gelen mesajları dikkate almamasını söyledim.”

16 Temmuz’da Akar’la 13 kez görüştüm

Saat 21.23’de Genelkurmay 2. başkanlığı makamından çıktığında koşarak yukarıya çıkan tam teçhizatlı askerleri gördüğünü anlatan Talu, “Yanlarında sivil kıyafetli dönemin Genelkurmay 2’nci başkanı emir subayı binbaşı Mehmet Akkurt da bulunan tam teçhizatlı silahlı askerlerin 2’nci başkan makamına girdiğini gördüm. Ben bunun ciddi bir tatbikat olduğunu düşündüm. Lojmanlardan eşim aradı ve korgeneral Fikret Erbilgin’in evinde polisler tarafından tutuklanıp götürüldüğünü, eşinin ağladığını söyledi. Ben de yanımdakilere ‘Polisler Fikret paşayı evinde gözaltına almışlar’ dedim. Fikret paşanın bende PDY çalışmasında bazı kayıtları olduğu için uzun zamandan beri dillendirilen polis operasyonunun başladığını düşündüm. Adli müşavir tuğgeneral Hayrettin Kaldırımcı’nın ‘Herhalde beklediğimiz tutuklama bu’ diye yorum yaptığını hatırlıyorum” ifadelerini kullandı.

16 Temmuz günü Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’la 13 kez telefon görüşmesi yaptığını anlatan sanık Talu, “Akar, Akıncı Üssü’ndeki darbecilerin çatışmadan teslim olacağını, Genelkurmay karargahındaki darbecilerin de çatışmadan teslim olmalarını emretmiştir. Mehmet Partigöç’le görüşerek çatışmadan teslim olmalarını sağladım” dedi.

‘Darbeyi önleyen kişiyim’

16 Temmuz günü saat 19.30 sıralarında gözaltına alındığını belirten Talu, darbe girişimi sırasında şaibeli hiç kimseyle görüşmediğini ve kalkışmayı öğrendikten sonra ordu komutanlarına kalkışmanın emir komuta kapsamında yapılmadığını ve gelen emirleri dikkate almamaları gerektiğini söylediğini anlattı.

Darbeci askerlerin teslim alınmasını ve yeni birliklerin görevlendirilmesini de koordine ettiğini ileri süren Talu, darbenin öne çekilmesinde önemli rol oynadığı yönündeki iddia hakkında şunları söyledi: “Bu iddianın gerçekle ilgisi yoktur. Savcılık iddianamesinde saat 20.09’da genelkurmay başkanının makamından çıktığım yönünde yanlış bir değerlendirilme yapılmaktadır. Ben saat 20.09’da ikinci defa genelkurmay başkanının odasına gitmek için komuta katına gittim. Çıkışım saat 20.16’dır. Bu da kamera kayıtlarında sabittir. Ve kesinlikle ben komuta katına giderken Cemil Turan’la karşılaşmadım. Turan’ın benim arkamda gözüktüğü sabittir. Cemil Turan da ifadesinde 20.09’da görüşmemiz olmadığını söylemiştir. Onunla görüşmem ve savcılığın iddiasında söylediği şeyleri söylemem mümkün değildir. Darbe girişiminin öne alınmasının saat 20.00’den öne alındığı çok açık. Bunun benimle bir ilgisinin olmadığı ortada.”

“Telefon diplomasisiyle birlik komutanlarına darbe girişiminin Genelkurmay başkanının bilgisi dahilinde olmadığını söyleyerek terörist darbe girişimini önleyen kişiyim” diyen Talu, karargah içindeki görüntülerde darbecilere yol gösterdiği iddiasının da gerçeği yansıtmadığını savunarak, Genelkurmay ikinci başkanının odasından çıktığında tam teçhizatlı darbeci askerlerle karşılaştığını söyledi.

‘Hiçbir aşamada bulunmadım’

İddia edildiği gibi kontrollü kapıda askerlere yol göstermediğini ve kapıların kart okuyucuyla açıldığını öne süren Talu, “Kapıyı açmak için gereken kartım sağ tarafta yakamda asılı. Kapıdan çıkarken kartı dokundurmak için sağ elimle alıp uzattım, kapı nöbetçi astsubay tarafından açılınca elim sağda kart üzerinde birkaç saniye kalmıştır. Bunu arkadaki personele işaret olarak sunmuşlar, bu söz konusu değil. Kimseye yol göstermedim, işaret etmedim” dedi.

Orgeneral Yaşar Güler’in derdest edilmesine nezaret ettiğinin iddia edildiğini de söyleyen Talu, Güler’in ifadesinde isminin geçmediğin söyledi.

‘Yurtta Sulh Konseyi’ listesinde isminin karşısında ‘Göreve devam’ yazan Talu, bunun nedenini bilmediğini savunarak, ‘Göreve devam’ yazan 27 personel hakkında hiçbir işlem yapılmamıştır, hatta terfi ettirilmişlerdir. ‘Göreve devam’ yazan 22 general ve amiralle ilgili normal emeklilik işlemleri yapılmıştır. Ben de ‘Göreve devam’ yazan, FETÖ’cü olmayanlardan biriyim. Darbeye teşebbüsün hiçbir hazırlık aşamasında bulunmadım. Personel başkanı olmak ateşten gömlek, burada bulunmamın sebebi bu görevi yapmam” dedi.

‘Çatı davası’nda ifade veren Sönmezateş: ‘Darbeciyim’ demedim, darbeye katıldım

Darbe sanığı albaydan ‘Gülen sorusu’na alaycı yanıt: Orada değildi

Akar’ın ‘ürkütücü’ dediği kurmay albayın ifadesi: Tuzağa düşürüldük

‘Çatı davası’nda tuğgeneralin ifadesi: Darbe, Akar ve MİT müsteşarının kontrolünde oldu

‘FETÖ’nün Kara Kuvvetleri imamı’ denen kurmay albay: Çoktan asıldım bile

Albayın ifadesi: TSK’da üç grup var, darbeyi sadece FETÖ’cüler yapmadı

Erdoğan’ın eski başyaveri Yazıcı: Darbe bir ay öncesinden dillendiriliyordu

‘Darbenin mimarı’ denen Öztürk: Algı operasyonu var, Akar’ı ikna çabam olmadı

Darbe girişiminde ‘çatı davası’ başladı: Akın Öztürk ilk kez görüntülendi