Nihayet yine Erdoğan’ın kelimeleriyle “İstikrar ve güven… Türkiye bunlardan uzaklaştığı ölçüde sıkıntıya düşmüştür. “ Çok doğru. Ama nedensellik ilişkisini iki yönlü kurmakta yarar var. Türkiye ekonomi ve siyasetin yönetiminde ne zaman sıkıntıya düşse istikrar ve güven azalıyor. İktidarın işi ise bilgiye ve liyakate dayanan rasyonel bir yönetim oluşturabilmesi…
Bunların üzerine “AB yetkilileri bizlere adil ve onurlu yaklaşırlarsa görüşmelere devam ederiz, yoksa biz de başımızın çaresine bakarız” denmesi de pekiyi olmamış olabilir. Çünkü bu tavrın ne istikrar ne de güveni artırmayacağı belli.
Sonuçta TÜSİAD yerli otomobili bir gün yapabilir ama ancak uzun vadede sağlam ve öngörülebilir bir ekonomi yönetimi oluşturulabilir ve bu yönetimin kalıcılığı garanti edilirse. Bankacılara faiz, valilere istihdam baskısı uygulamakla ya da denetimden muaf bir yürütme yaratarak değil.