Açlık grevleri de nihayetinde ‘kayıtsız vicdanları’ uyarmak için protest bir çıkıştır.
Burda, bu köşecikte, bundan 5 yıl mukaddem (05 Kasım 2012) “Bir insan kendini ifade etmek için son çare olarak bedenini koymuşsa ondan yüz çevirmek vicdana sığmaz…” demiştim.
Ve, şöyle devam etmiştim: “Açlık grevlerini küçümsemek, kınamak da olmaz. Efendimiz (aleyhissalatü vesselam) ‘Kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz’ (Tirmizi) buyurmuşlardır…”
Madem öyle neden geçen gün bu köşecikte, Nuriye Gülman ve Semih Özakça’nın açlık grevlerini tahfif eden ifadeler kullandım?
Doğrusu bu ya…
Mezkur açlık grevini araçsallaştırarak siyasal çıkar elde etmek isteyenlere ve ambulansın arkasına takılan araçlar misali araya kaynak yapan tescilli FETÖ’cülere ve terör örgütü mensuplarına ve PR yapmak için her fırsatı değerlendiren o malum ‘sanatçılaraydı’ isyanım.
Lakin, ‘bedenlerini ölüme yatırdılar’ şeklindeki ajitatif heyulanın etkisiyle olsa gerek açlık greviyle ölüm orucunu sehven tefrik etmedim.
Üzüldüm.