Çoğunlukla AK Partinin muhafazakâr çizgisiyle irtibatsız, bu geleneğin taşıyıcı isimleriyle geçmişte yolu hiç kesişmemiş ve önemli bir bölümü ara istasyonlarda Fethullah Gülen kontenjanından iktidar trenine binmiş kişiler şimdilerde dağdan gelip bağdakini kovarcasına bir tutumla Erdoğancılık adı altında Erdoğan’ın eski arkadaşlarını tasfiye projesinde istihdam ediliyorlar.
Siyasette eleştirisiz desteği, istişaresiz çalışmayı, sorgusuz itaati çekirdeksiz üzüm gibi iyi bir şey zannedenler bugüne kadar bu projenin üzerine kaplanmış şekerin tadını aldılar; şimdi o şeker kaplamasının altındaki zehir ortaya çıkıyor.
AK Parti’nin kuruluşunda alın teri olan, 15 yıllık iktidar döneminin başarılarında pay sahibi ve hepsinden önemlisi bu parti etrafında oluşan siyasi kimliğin temsilcisi durumundaki Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Bülent Arınç, Beşir Atalay, Hüseyin Çelik, Sadullah Ergin, Ali Babacan gibi isimlere karşı yürütülen akıl almaz saldırı kampanyasının giderek “İslamcı” diye tanımlanan çok geniş bir kesimi içine alacak şekilde genişletilmiş olması, bu geleneğin saygın entelektüellerinden sivil toplum temsilcilerine kadar yüzüne bakılır kim varsa linç edilmesi son tahlilde bu partinin tabanıyla yönetimi arasına duvar örmekten farklı bir iş değil.