Değişimi yönlendiren dip dalgası bellidir: Otorite yahut doktrin odaklı, cemaat (community) yahut mahalle tipi dayanışmacı davranışlar yerine bireysel özgürlük odaklı davranışlar gelişiyor.
Sanayileşme ve şehirleşme sürecinde Avrupa’da da yaşanmıştı bu.
Sosyolog Durkheim gözlemlediği bu değişimi geleneksel “mekanik dayanışma” ve bireysel iradelerle, mesleki ve siyasi tercihlerle oluşan “organik dayanışma” kavramlarıyla ifade etmişti.
Ya da Tönnies’in kavramlarıyla “cemaat”ten “cemiyet”e geçiş…
Gelişme devam ettikçe kişisel sadakat ve mahalle yardımlaşmasının yanında kurumsal işlevler öne geçecek, bireyleşme artacaktır.
Modernleşmenin sancılı ve uzun yolunda sıkıntılı aşamadır bu.
Geleneksel değerlerin içi boşalırken şehirli modern değerler yeterince özümsenmemiştir; “kuralsızlık” (anomi) yaygındır.
Onun için hukuk, denetim, kurumlaşma hayati derece önemli hale gelir.
Dini ve milli değerlerin de yüksek entelektüel düzeyde ifadesi her zamankinden daha fazla gerekli olduğu halde, siyasi popülizm bunu önemsemez.
Yine de uzun vadede zaman Türkiye’nin lehine işleyecektir; zira dip dalgaları her alanda standart yükseltmeye zorlayacaktır hepimizi.