Yerel seçimlerde Beyoğlu Belediyesi’ni hep iktidar partisi alsa da, bu referandumda ilçenin ancak yüzde 50’sinin ‘evet’e bastığını görüyoruz.
Demek ki, muhafazakâr semtlerde yaşayanlar ile kültürel açıdan kent yaşamıyla birebir örtüşen semtlerde yaşayanlar birbirine yaklaşmış.
Kentlileşmek serbest ve eleştirel düşünceyi de beraberinde getiriyor. İnsanlar kentlileştikçe kendilerini ifade edebilmek, daha iyi ifade edebilmek ve bunu yaptıklarında da baskı altında tutulmak istemiyor.
Kent kültürü insanları dünyaya yaklaştırıyor. Ve dünyaya yaklaşan insan Doğulu veya Batılı gibi değil, dünyalı gibi düşünmeye başlıyor.
Türkiye’de de ‘hayır’ daha çok, gelirin yüzde 66’sının üretildiği yerlerden geldi. ‘Evet’ diyenlerin yaşadıkları yerler sadece gelirin değil, kültürel üretimin de daha zayıf olduğu yerler.
İktidar partisine oy veren ama bu kez ‘hayır’ diyen, kentlileşen insanlar artık eski evrenlerine dönmez. Muhafazakâr değerlerine bağlı olabilirler ama içlerine kapanmaları beklenemez.
Türkiye’de kentleşme hızı bu raddedeyken, uzun vadede tektipleştirme çabalarının işe yaramayacağını görmek için de uzman olmak gerekmiyor.