Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK), ‘FETÖ’nün medya ayağı’ davasında 21 ismi tahliye eden hakimlerin açığa alınmasının gerekçelendirdiği kararda, verilen tahliye kararlarının toplumda infial yarattığına ve darbe girişiminin toplumsal travma yarattığına atıf yapıldı.

Davada yargılanan sanıklardan 21’i için 31 Mart’ta tahliye kararı verilmişti. Ancak bu kişilerden sekizi tahliye kararına itirazın kabul edilmesi, geri kalanı da iki farklı soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı çıkarıldıkları için serbest bırakılmamıştı.
Sanıklardan 13’ü, cezaevinden tahliye edilmeden gözaltına alınarak emniyete götürülmüş, bir haftanın ardından gözaltı süreleri bir hafta daha uzaltılmıştı.
Bu arada 21 kişi hakkında tahliye kararı veren mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim ve duruşma savcısı Göksel Turan da HSYK tarafından açığa alınmıştı.
‘Tutarsız ve hukukilikten uzak’
HSYK, hakimlerin ve savcının açığa alınma kararının gerekçesini açıkladı.
Açıklamada delillerin henüz toplanmaması ve dosyanın nihai hale gelmemesi nedeniyle, hakimin takdir yetkisini kullanabileceği bir durumun söz konusu olmadığı ifade edildi.
Açıklamada, tahliye kararının ‘makul, mantıklı ve geçerli nedenlere dayanmadığı, tutarsız ve hukukilikten uzak olduğu, haklarında eş değer deliller bulunan sanıklar arasında farklı işlemi gerektiren sebebi ikna edici, adil ve tutarlı bir şekilde izahtan uzak olduğu’ anlatıldı.
Gerekçeli karara şöyle devam edildi: “(…) sanıklara isnat edilen suçların ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütü kurma ve yönetme’ suçları olduğu, 15 Temmuz kanlı darbe girişimi esnasında verilen şehit ve yaralı sayısı, kalkışmanın meydana getirdiği toplumsal travmanın izlerinin halen devam etmesi gibi realiteler göz önünde bulundurulduğunda, deliller tamamıyla toplanmadan ve kuvvetli suç şüphesini gösteren mevcut somut deliller de yeterli derecede incelenmeden, işin önemi, tutuklu sanıklara atılı suçlar için Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen ceza miktarları ile ölçülülük ilkesi gözetilmeden verilen tahliye kararının toplumda infial uyandırdığı ve kamuoyu vicdanını yaraladığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.”
Gerekçede, ‘yargının saygınlığına gölge düşürebilecek davranışlar, ciddi ve istisnai durumlarda ve adalet yönetimi için gerekli olduğu hallerde hakim ve cumhuriyet savcılarının görevden tedbiren uzaklaştırılabilmelerinin mümkün olduğu’ da ifade edildi.