Tam zamanı şimdi: 48 saatte Venedik

 

BERNA VINCENT

berna_vincent@yahoo.fr

Her mevsim turist işgali altında bir şehir Venedik, hakkı da var, dünyanın en güzel şehirlerinden biri.

Çeşitli uluslardan insanlar toplanmışlar ve pahalı gondollarda gezinirken en havalı pozu vermeye çalışıyorlar.

Rialto Köprüsü’nde adım atacak yer yok. Sezon itibariyle evlenenlerin sayısı da çok. Venedik’te evlenmese bile gelinlikli fotoğraf çekimini burada yaptıranlar var bir de.

Kısacası sağınız solunuz turist, gelin, damat… Ama buna rağmen tüm misafirlerini zarafetle taşıyor. Her zaman güzel, hele de ilkbaharda, sıcaklar bastırmadan…

Siz de iki günlüğüne Venedik’e kaçmak istiyorsanız aşağıdaki programa bir göz atın.

Birinci Gün

Palazzo Grassi

Fotoğraf: Creative Commons

Geçici sergileri, müzik dinletileri, sanat atölyeleri ve muhteşem Venedik mimarisiyle asla hayal kırıklığına uğratmayacağını bildiğim Palazzo Grassi müzesi ilk durak.

16-18 Mart arasında David Lynch film gösterimleri ve İtalya’nın önemli sinemacılarıyla söyleşiler var. 8 Nisan’dan sonra ise heyecanla beklediğim ‘Treasures from the Wreck of the Unbelievable’ isimli Damien Hirst sergisi… İnternet sitesinden takip edip mutlaka kendinize uygun bir etkinlik yakalayabilirsiniz. Adres: Campo San Samuele, 3231

Caffè Rosso

Spritz yanında bir şeyler atıştırmak için Venedik’in en güzel meydanlarından Piazza Santa Margherita’daki Caffè Rosso’ya gidiyorum. Burada oturup insanları ve meydanı seyretmek  dinlendirici. Adres: Sestiere Dorsoduro, 2963, Campo Santa Margherita, 30133

Collezione Peggy Guggenheim

Fotoğraf: Creative Commons

Ünlü sanat koleksiyoncusu Peggy Guggenheim’ın ev olarak kullandığı müze-galeri, muhteşem bir bahçe içinde ve Magritte, Chagall, Kandinsky gibi sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapıyor. Magritte’in ‘L’Empire des Lumieresinin önü hiç boş kalmıyor. Adres: Dorsoduro, 701-704

Caffè Florian

Kuş korkum olduğu için San Marco meydanına gitmesem eksikliğini hissetmem, romantik Venedik fotoğraf karelerinin de bir numaralı dolaylı tümleci ayrıca.

Yürürken gelinliğiyle fotoğrafçıya poz veren bir kadına çarpabilir, güvercinlere yem veya kırmızı gül almanız için ısrar eden satıcıları atlatmaya çalışabilirsiniz ki bu faaliyetlere son yıllarda popülaritesini hala koruyan selfie çubuğuyla fotoğraf çekmek de eklendi.

Kısacası bolca turistik ve biraz kıyamet bir ortam ama bir o kadar da güzel.

Benim buraya gitme sebebim ise Caffè Florian.

Venedik’in en eski cafesi olarak bilinen Caffè Florian’ın Marcel Proust’tan Charles Dickens’a kadar pek çok ünlü müdavimi olmuş. 1900’lü yıllarda konser-kafe konseptini uygulamaya başlamış olan bu ikonik mekanın son derece iyi bir orkestrası var.

Hem zaten yüzünüzü orkestraya döndüğünüzde San Marco’nun kalabalığından da izole etmiş oluyorsunuz kendinizi. Adres: Piazza San Marco, 57

Trattoria alla Madonna

Rialto Köprüsü’ne yakın olmakla birlikte çılgın kalabalıktan uzakta, sadece yerlilerin ve azıcık da tavsiye üzerine gelen yabancıların olduğu gerçek bir İtalyan restoranı Trattoria alla Madonna’ya gidiyorum.

Mutlaka not alın, mozzarellası ve kum midyesi sotesi muhteşem.

Yemeği de yan masadan görüp kopya çektiğim ‘scroppino’ ile kapatıyorum. Venedik’e özgü bir içki olan scroppino, limon sorbe, votka ve prosecco ile hazırlanıyor. Aklınızda olsun. Adres: Calle della Madonna, 594

İkinci Gün

Sebze-meyve ve balık pazarları

Eğer gittiğiniz şehirlerin pazarlarını dolaşmayı seviyorsanız Rialto yakınlarındaki sebze-meyve ve balık pazarlarına (‘Mercato di Frutta e Verdura’ ve ‘Mercato del Pesce’) mutlaka uğrayın.

Öğle saatlerine kadar açık pazar rengarenk. Tezgahtan kaptığınız taze ilkbahar meyveleriyle kahvaltı yapabilir, alışılandan daha farklı Venedik fotoğrafları çekebilirsiniz. Bu bölgede dışarıda oturabileceğiniz küçük, rahat kafeler de var.

Murano Adası

Venedik sokaklarında görüp gözünüzü alamadığınız cam objeler, takılar hep Murano Adası’ndan geliyor. 13. yüzyılda şehrin tüm cam ustaları Murano’ya taşınmış. Bunun sebebi cam atölyelerini şehirden uzak tutarak güvenliği sağlamak olduğu kadar Murano camlarının sırrının başka milletlerden zanaatkarlar tarafından keşfedilmesinin de önüne geçmekmiş.

Rengarenk binalardan oluşan adaya gittiğinizde bir cam atölyesine uğrayarak cama nasıl şekil verildiğini görebilirsiniz. Hediyelik eşya konusunda da sınırsız seçenek var. Mağazaların hemen hemen hepsinde ‘tax free’ seçeneği mümkün.

B-Restaurant Alla Vecchia Pescheria

Murano’ya kadar gelmişken geç bir öğle yemeğini burada yemeden dönmek olmaz. Deniz ürünlerinin ağırlıkta olduğu zengin menüde glutensiz ve vejetaryen seçenekler de mevcut. Adres: Campiello de la Pescheria 4, 30141 Murano

Gran Teatro la Fenice

İtalya’nın operayla ilişkisi malum. Gelmişken bu fırsatı kaçırmayıp bir gecenizi güzel bir opera veya konsere ayırmak isterseniz gitmeden Fenice Tiyatrosu’nun temsillerine bir göz atın.

Bu günlerde giderseniz Bizet’nin başyapıtı Carmen sizi bekliyor. Adres: Campo San Fantin, 1965, 30124

Gidenlerin bir ömür geçirmek istediği ülke: Kosta Rika