Tabii ki Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin Türkiye’deki kutuplaşma ve buhranlı siyasetin kendi ülkelerine ve sokaklarına sirayet etmesini engellemek istemesi anlaşılabilir. Kim ister Türkiye’deki nevrotik siyasi iklimi kendi ülkesine ithal etmeyi? Ama yapılması gereken, ta başından karar alıp ilan etmekti: Burada seçim mitingi yapabilirsin ya da yapamazsın. Ivır kıvır, yok otopark yok, yok yangın merdiveni dar gibi mazeretler sahtekârca ve yanlış.
İkinci sözüm hükümete: Hiçbir tutarlılığın yok. Burada en ufak bir siyasi özgürlüğe izin vermiyorsun. Hayırcıları terörist olmakla itham ediyor, eli silahlı adamların hayır vermek isteyenleri tehdit etmesine izin veriyorsun. HDP lideri Selahattin Demirtaş ve “Hayır” kampanyasının yüzü olacak Meral Danış Beştaş’ı cezaevine attın. Medyaya göz açtırmıyor, “Çatlak ses istemiyorum” diye medya patronlarına talimat veriyorsun.
Sonra da dönüp Almanya’ya demokrasi dersi veriyorsun.
Böyle rekabet mi olur? Amiyane söyleyeyim: Bu kadar baskıyla babam da seçim kazanır.
Ama benim babam da bu kadar zulmü içine sindiremeyecek kadar vicdanlı adamdır.