Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’de kadınlar arasında ‘başı açık-başı kapalı’ gibi bir ayrım yapmadıklarını savunurken, Hürriyet gazetesinin ‘Karargah rahatsız’ haberine neden tepki gösterdiklerini de açıkladı.

HAK-İŞ’in düzenlediği kadın buluşmasına katılan Erdoğan, “Kadınların kıyafetleriyle değil tıpkı erkekler gibi kafalarının içindeki fikirle değerlendirilmesi gerektiğini söyledik. Bunun için siyasi hayatımızın hiçbir döneminde hiçbir ayrımla uğraşmadık. Başı açık-başı kapalı ayrımı asla yapmadık. Tam tersine böyle davrananların karşısına dikildik” diye konuştu.
Sinsice eleştiri
Hürriyet’in üzüntü bildirmek zorunda kaldığı ve genel yayın yönetmeninin görevden alınmasıyla neticelenen ‘Karargah rahatsız’ haberini de bu açıdan değerlendiren Erdoğan, tepki göstermelerinin nedenini şöyle açıkladı: “Geçtiğimiz günlerde bir medya kuruluşunda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde başörtülü kadın personelin çalışabilmesini sinsice eleştiren bir haber çıktı. Hani bu işlerden rahatsız olmuyordunuz? Niye rahatsız oldunuz? Dünya değişti, Türkiye değişti, kurumlarımız değişti ama maalesef bazı kafalar hala eski köhne alışkanlıklarından vazgeçmiyor. Biz başı açık veya kapalı hiçbir hanım kardeşimizin bu şekilde çifte standarda, aşağılanmaya maruz kalmasına rıza göstermedik, göstermeyeceğiz.”
‘Barış devleti’
Türkiye’yi özgürlüklerin egemen olduğu ‘bir barış devleti’ diye niteleyen Erdoğan, herkesin istediği gibi yaşayabileceğini savundu.
Erdoğan, şunları söyledi: “Eğer bir barış devletini konuşuyorsak, eğer özgürlüklerin egemen olduğu bir devleti konuşuyorsak, o zaman bu ülkede, kimse kusura bakmasın, herkes istediği gibi giyinir, kimse buna müdahale edemez, istediği gibi inancını yaşar, kimse buna müdahale edemez. Kökenine, inancına, mezhebine, meşrebine, cinsiyetine, şekline şemaline bakılmaksızın bu ülkenin vatandaşlarının tamamı da birinci sınıf hizmete layıktır. Olayın aslı budur. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı olarak vatandaşlarımın arasında asla bir ayrımı kabullenemem. Gereği neyse onu da yaparım. Şayet bunu kabullenemeyen varsa, öyle iki yüzlülükle, riyakarlıkla, alavere dalavereyle değil, mertçe, yiğitçe çıksın ortaya, söylesin fikrini.”