Yunanistan’da birkaç gün geçirip döndüm. Bu birkaç gün içinde, rastladığım eski dostlardan, ‘darbecilerin iadesi,’ ‘Kardak’ gibi konularda son dönemde patlak veren olayların, burada olduğundan çok Yunanistan’da gerilim yarattığını öğrendim. Bu zaten değişmez kalıptır: Konuşmayı, tartışmayı seven Yunanlar böyle durumlarda hemen bütün ihtimalleri düşünmeye başlar, olumlu ve olumsuz muhtemel sonuçları hararetle tartışırlar.
‘Sizin orada böyle bir heyecan yok,’ diyorlar; ‘ama burada hemen askerî kapasite karşılaştırmaları yapılmaya başladı.’ Bizim burada heyecan, gerilim, istemediğin kadar var da, bunun nesnesi Yunanistan değil. Doğudaki komşularımızdan türeyen sorunlar Batı’daki komşularımızla ilişkilerimizi gölgede bırakıyor. Ama asıl sorunlar da iç politikayla ilgili: ‘Referandum,’ onun sonuçları vb. Sonuçlar ‘hiyerarşisi’nin tepesinde bunlar oturuyor. Komşularla ilişkilerin nerelere yöneleceğini de ‘Evet/Hayır’ dengeleri belirleyecek. Öncelik orada.
Dolayısıyla Yunan mahkemesinin adamları iade etmemeye karar vermesine yol açan etkenleri yaratan, Türkiye’nin kendi davranışları. Bir yandan “İdam isteriz” şarkıları söyleyip bir yandan da Kardak kayalığında kararlılık göstermek anlamlı değil. Gerilim siyasetine yakıt sağlamak çerçevesinde bir yararı olabilir de dünya kamuoyunun ciddiye alacağı bir şey değil!