Örneğin Franko’nun 1888 yılında çizdiği karikatür bir Osmanlı bürokratının ‘Journal des Debats’ (Tartışma Gazetesi/Günlüğü) adlı bir yayın organını elleri, ayakları ve başı ile deldiğini resmediyor. Bürokratın elinde ‘tekzip’ yazan etiketler var.
Çünkü o zamanlar yabancı gazetelere tekzip vermekle görevli kişiler varmış ve nitekim söz konusu yılda bu görevi yüklenmiş olan kişi Hariciye Nezareti Matbuat-ı Ecnebiye Müdürü Macid Paşa imiş… Ancak sansürün ifade özgürlüğünü tümüyle ortadan kaldıran bir atmosferi de ima etmediğini ekleyelim.
Aynı karikatürün açıklamasında Halep Mebusu Sebuh Efendi’nin bir sözü de yer alıyor: “Soytarılık diyorlar. Mizah soytarılık değildir. Bu basın yasası geleli acayip acayip şeyler duyuyoruz. Basın barutmuş, yok mizah soytarılıkmış.”
Yani o zamanlar yöneticiler basını, sözü, yazıyı terörle ilişkilendiriyorlarmış… Şimdi geriye bakıldığında bize ne denli uzak geliyor…