Yandaş medyanın hasları Cumhurbaşkanlığı sistemi referandum kampanyasının açılışını umre fotoğrafları ile süslediler. Halen hukuken geçerli olan laik Cumhuriyet düzeninde, dinin siyaset aracı olarak kullanılmasının, siyasal İslamcı kampanya yapılmasının bir belgesi daha demenin anlamı yok, abesle iştigal.
İnançlı Müslümanların ibadetin değil siyasete, gösteriye araç edilmesinin ayıbın ötesinde günah olduğunu söylediklerine çok tanıklık etmişizdir. Medyada yer verilen kimi tartışmalarda, referandum seçim kampanyasının resmi başlangıcı ile çakışan özel izinli son gece saatlerindeki Mescid-i Haram ziyareti ile Kâbe umre tavafı ziyaretlerine dönük bize söz düşmez.
İbadet anlarının en kutsalına dönük fotoğraf kareleri, Türk hacıların alkışlı destekleri, Genelkurmay Başkanı ile MİT Müsteşarı’nın katılımları… İnanç üzerinden siyaset yapanların tartışma gündemlerinde olmalı…
Bizim öncelikli gündemimizde halen cumhurun başı, devletin başı kimliği ile Cumhurbaşkanı ve siyasal iktidarın Hükümetin başı kimliği ile Başbakan başta, tüm kamu kurumlarının başında görev yapan tarafsız olması gereken görevlilerin tüm kamu kaynakları, olanakları, hükümet icraatlarını basamak yaparak, bizim cebimizden çıkan vergilerle yapılan kamu harcamaları, hizmetlerini, hak ve hukuku ayaklar altına almış, suç işliyor olarak pervasız, izansız kullanabiliyor olmaları…